Huzur kelimesinin anlamını bilmeden bu konudan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Türk Dil Kurumundaki ilk anlamları ‘’ Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı, rahatlık, Hiçbir üzüntüsü olmama hali’’ gibi anlamlar taşımaktadır.
Huzur kelimesinin diğer anlamlar bu yazının konusu değil. Yukarıda yazdığımız birincil anlamlarından yola çıkarak yazımızı işe yarar hale getirelim.
Gerek bireysel yaşamda gerek aile hayatımızda gerekse toplumsal yaşamda bize ağız tadı veren bir duygudur huzur. Ona sahip olanların hayatı yaşama şekilleri çok farklı ve lezzetli olmaktadır.
Huzurun bize sağladığı en büyük nimet insanların ve olayların görüntülerinden ziyade sebep sonuç ilişkilerine bakarak değerlendirme yeteneğine sahip olmalarıdır.
Sevinçleri ve hüzünleri ani değişiklik göstermezler. Hiçbir şeyi kabul etmek ya da reddetmek için acele etmezler. Soğukkanlı ve seviyeli bir yaklaşım sergilemek onlar için doğal olan bir davranıştır.
Huzur denilen hayat iksirinin insan için hangi derecede önemli olduğunu anlamak için yapılması gereken en kısa yol, aslında yokluğunun oluşturduğu ortamı hayal etmek ya da gözlemlemek yeterli olacaktır.
Kendi içinde huzuru yakalamış bir insanın davranışlarına muhatap olanlar için bu durum bir sevinç ve mutluluk kaynağıdır.
Toplumumuz günden güne yüreğinde, evinde, iş yerinde, camide ve bil umum sosyal hayatta huzuru kaybetmeye başladı diyemeyeceğim çünkü daha da ötesine geçti ve kaybetti.
Bu durumu ispat konusu hiç de zor değil. Bir toplumda bazı temel değer yargıları yok olma seviyesine gelmişse bunun anlamı artık huzur üreten kaynaklarının kuruduğu anlamına gelir.
Bunları şöyle sıralayabiliriz:
-Samimiyetle gülen yüzler iyice azaldı. Gülen yüzler sadece emojilere kaldı. Gergin suratlar çoğaldı.
-Kanaatkâr insanların yerini açgözlüler aldı. Şükür kalbimizi, dilimizi ve evimizi terketti.
-Hoşgörünün yerini tahammülsüzlük ve bencillik aldı.
-Güven duygusunu çok hızla kaybettik. Teminatlara bile güvenemez haldeyiz.
-Akrabalık ilişkileri birer akreple ilişki sendromuna döndü. Her an sokabilir.
-Doğruluğun alıcısı kalmadı. Ona enayi ya da akılsız diyoruz artık. Yalan söyleyemiyor ya!
-Alçak gönüllülüğün yerini gurur ve kibir kapladı.
-Ölümsüzlük duygusu ahiret ve hesap inancını öteledi. Çünkü ölmeyecek gibi yaşıyoruz.
Bu liste daha uzar gider. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Kendimize bakmamız yeterli. En iyimizde bile huzur kaynağı olan davranışlar ciddi manada yara almış durumda.
Bu maddelere bir başlık daha eklemeliyim.
Toplumsal yaşamda aile içerisinde üç neslin birbirinden farklı yaşamlara dönüşmeye başladıkları gerçeğini de dikkate almalıyız.
Bu durum her kademede ciddi şaşkınlık, kızgınlık, korku ve tepkiler oluşmaya başladı. Bu durum ve oluşan sonuç da bireysel ve toplumsal huzuru azaltmaya başladı.
Dini ve kültürel hayatlardaki değişim hatta başkalaşım bir tarafı heyecanlandırırken, diğer tarafı da korkutmaktadır. Bu başlı başına bir yazı konusu olacak ileride.
Değerli okurlarım, Her tasarrufun bir hesabı hep olmuş ve de olacaktır. Rabbimizin yaratma sisteminin içerisindeki en donanımlı varlık olan insan için ön görüp kuralını koyduğu gerçek budur.
Bir gün her şeyin hesabı sorulacaktır. Zilzal suresindeki ayet gibi Kuran’da niceleri mevcut.
Ayrıca insanın içinde var olan adalet duygusu da bu sonucun yaşanmak zorunda olduğuna bir delildir. Aksi takdirde insan yarım kalır hem de çok yarım.
Bunu aşmanın yolu ya da iyileşmenin yolu iyi hazırlanmış bir eğitim sistemi oluşturmakla mümkün olur. Bu eğitim kurumları ve müfredatından geçen her yaştaki insan hayata olması gerektiği gibi yaklaşır ve de yaşamaya başlar.
Bu süreç bir nesil sonra toplumu üst kültür ve medeniyet seviyesine yükseltir. Bu çabalar toplumun her bir kademesinde gösterilirse ve de tavizsiz uygulanırsa o toplumun huzuru yakalamamasının önünde hiçbir engel kalmayacaktır.
Sadece hayalperest olmayalım. Hayallerimiz gerçekler üzerine otursun. Her bir birey kişisel olarak kendini sorumlu hissetmeli ve önce ben diyerek iyileşme çalışmalarına başlamalıdır.
Ve en çok da neticede öleceğine inanmalı ve bütün dünya emanetlerinin burada kalacağına olan inancı çok kuvvetli olmalı ki ahiret ve hesap konusunu, ceza ve mükafat sonucunu ciddiye alabilsin.
Hepimize huzuru hak eden insanlardan olabilme ferasetini Rabbimizin hediye etmesini temenni ediyorum. Bu Kuran ayında en çok bu konular üzerine tefekkür edelim ve de dua edelim.
Bu duygu ve düşüncelerle Huzur dolu bir ömrünüz olsun, Hoş olunuz, Hoşça kalınız, Allah’a emanet olunuz.