I.İzzeddin Keykâvus Dönemi (1211-1220)
Fetihnâme Kitâbeleri
FetihnâmeKitâbeleri’nin sıralaması, Erten ve Tevhid’in yapığı çalışmalar (2. kitâbe ve 3. kitâbe hâriç) esas alınarak şöyle numaralandırılmıştır:
1. Kitâbe:
Erten ve Tevhid’in in-situ olarak okudukları birinci kitâbe kayıptır.
(بسم الله الرحمن) الرحيم ولا حول و لا (قوة) الا بالله العلي العظيم
Türkçe okunuşu: (Bismillâhirrahmân)irrahîm ve lâ havle ve lâ (kuvvete) illâ billâhi’l-‘aliyyi’l-‘azîm
Türkçe çevirisi: “Rahmân ve (Rahîm) olan Allah’ın adıyla, Yüce ve Azîm olan Allah’tan başka (güç) ve kuvvet yoktur”
Erten ve Tevhid’in çalışmalarında, Besmele’ninبسم الله الرحمن (Bismillâhirrahmân) kısmı ile birinci cümlenin قوة (kuvvete) kelimesi yoktur. Redford-Leiser, kitâbenin tercümesinden anladığımıza göre sehven قوة (kuvvete) kelimesini yazmayı unutmuş olmalıdırlar.
2. Kitâbe:
Saha çalışmaları esnasında, metrûk bir evin bahçesinde bir kısmı toprağa gömülü olarak bulduğumuz Fetihnâme sıralamasındaki 2. kitâbe tarafımızdan tespit edilip, ortaya çıkarılmıştır.
Mermer yuvarlak sütuna enlemesine 47x39 cm ebatlarında yazılmış kitâbe oval şekildedir. Kitâbede, Selçuklu celî sülüsünün ince bir kalemle daha estetik, girift ve latif bir tarzı görülmektedir ve dönemine göre kitâbedeki yazı gayet başarılıdır.


Necmi Atik Özel Arşivi
و نشهد أن لا اله الا الله وحده لا شريك له الفتاح العليم شهادة تقديس و تعظيم
Türkçe okunuşu: Ve neşhedü en lâ ilâhe illallâhüvahdehû lâ şerîke lehû’l-fettâhu’l-‘alîmuşehâdetetakdîsin ve ta’zîmin
Türkçe çevirisi: “Fettâh ve Alîm olup, ortağı olmayan Allah’tan başka ilah olmadığına ta’zîm ve takdîsşehâdeti ile (yüce ve mukaddes bir şâhitlikle) şehâdet ederiz”
Redford-Leiser, نشهد (neşhedü) kelimesini شهد (şehide) diye üçüncü şahıs olarak okuyup tercüme etmişler ve genel olarak cümlenin mânâsını da tamamlayamamış, bölmüşlerdir. Yılmaz-Tuzcu, تقديس و تعظيم (takdisin ve ta’zîmin) kelimeleri şehâdetin vasfı olması gerekirken, Allah’ın vasıflarına hamlederek tercüme etmişlerdir ki bu tercüme şekli yanlıştır.
Araştırmacıların, besmeleden sonra ikinci sırada öncelikle olması gereken Allah’a şehâdet etmeyi tehir ederek, Muhammed’e (s.a.v.) şehâdet ile başlamaları bir usûl hatası oluşturmuştur. Zîrâşehâdette asıl olan önce Allah’tan başka ilah olmadığına ve O’nun ortağı ve benzeri bulunmadığına şehâdet etmek, daha sonra Muhammed’in (s.a.v.) Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna şehâdet getirmektir. Bizim sıralamamızda, şehâdetin aslı olan bu şekliyle usûleriâyet edilerek Allah’a olan şehâdet takdim edilmiş, Muhammed’e (s.a.v.) olan şehâdet tehir edilmiştir.