M.S. 375’de Roma İmparatorluğu’nun inkısamında (parçalanmasında) Pamfilya kıtası Şark İmparatorluğu hissesine isabet etmiş ve merkezi Aspendos-Belkıs olma üzere bir eyâlet ittihaz kılınmıştı (yapılmıştı).
İstanbul Kayseri Büyük Kostantin’in vefatından sonra Pamfilya, oğlu Kostantius’un yeğeni Gallus’a verilmiş ise de ba’de’l-mîlâd (M.S.) 276’da Karamanlar’ın kumandanı Mosoptus Roma askerini mağlup ederek Pamfilya’yı zîr u zeber (altüst) etmiştir.
M.S. 404’de bu kıtanın tekrar İstanbul Kayseri’ne intikal ettiğini görüyoruz. Antalya’da görülen âsâr-ı kadîme (eski eserler): Kalenin cenub (güney) tarafında ve sahil kenarında bir kule mevcuttur. Bu kule mürebba’ (kare) kâidesi üzerine mebni (yapılmış) ve üst tarafı üstüvânî (silindirik) olup birkaç seyyahın rivayetine nazaran Bergamalıların gününden kalma âsârdandır (eserlerdendir). Diğer bir rivayete göre bir vakitler Yunan’daki Aziz ismine izafeten bir kilise olarak kullanılmıştır. Bu kale içine vaktiyle Yunan ser-askeri (komutanı) Kimon, Acemler ile ettiği muharebeler esnasında fazla eşyasını koymuş olduğu bazı eserlerde zikrediliyorsa da doğru değildir. Çünkü kulenin Antalya Kalesi’nden daha mukaddem (önce) yapılmış olması icab eder. Halbuki buna delalet edecek hiçbir eser yoktur. Yunan ser-gerdesi (elebaşısı) olan Kimon’un Antalya binasından 912 sene mukaddem (önce) yaşamış olduğu tarih okuyanlarca malumdur. Her halde Kimon’un rivayeti gayret-keş Yunanlılar tarafından tasni’ edilmiş (uydurulmuş) bir hurafedir.
Fâzıl-ı muhterem Paribeni (Roberto) tarihinde diyor ki: “Bu kule Romalılara ait bir türbedir. Binanın alt katı üstüvâniye’ş-şekildir (silindiriktir). Bu türbe cenub-i şarki (güney doğu) tarafında sura muttasıldır (bitişiktir). Hâl-i hazırda bu mevkiye “Hıdırlık” tesmiye edilmektedir (denilmektedir). Bu bina hakkında ihtilaf vardır. Bazıları bir zaman burada ehemmiyetli olan âlât-i harbiyyenin (harp âletlerinin) muhafazası ve aynı zamanda fener vazifesini îfa için yapılmıştır” diyor.
Bazı mütehassısların tahkîkâtı ise burası pek kadim (eski) bir mezardır. Bu gibi mezarlara Pamfilya ve civarında tesadüf ediliyorsa da Roma civarında görülmektedir. Sicilya ve Tella’da dahi bu gibi mezarlar vardır. Bir farkı varsa yalnız bunların tepeleri taçlıdır.
Bu türbenin tarz-ı binasından (yapılış tarzından) pek kadim (eski) olduğu anlaşılıyor. Bu bina veya türbenin hangi devirde yapılmış olduğu anlaşılamıyor. Bu gibi türbelerin cadde üzerinde bulunması lüzumunu ileri süren Paribeni’nin fikrine göre buradan Magidos-Lâra’ya giden bir kapının bulunması da muhtemeldir.
1263/1846 tarihinde Osmanlı topçu müfettişlerinden biri tarafından Antalya Kalesi’nde tahriyyat vuku bulmuş (araştırma yapılmış) ve bu kulede akvâm-ı kadimeye (eski kavimlere) mahsus zerre, ok ve şövalyelere ait enva-‘i eslıha (çeşitli silahlar) ve levazımat-ı harbiyeye (harp malzemelerine) dair bir depo keşfedilmiştir. O sıra da elde edilen bu levazımatın nerede olduğu malum değildir.
Adriyanus Kapısı; Teriyanus nâm Kayser yerine geçen Adriyanus nâmına Antalya’da iki kapı bina edilmiş ise de elân (şimdi) yalnız biri mevcuttur. Bu kapılardan biri garp (batı) cihetine nazır olup Olviya, Faselis, Termessos, Suzupolis, Sagalossos, Caritopolis vesair kasabalara giden yolun mebdei (başlangıcı) itibar olunurdu. Bu kapı üzerinde büyük bir heykel dahi mevcut idi ki kadim Yunanlılar Zeus’a veyahut deniz ilahı Posedeon’a mahsus idi. İşbu kapı 1260/1844 tarihinde Mazhar Paşa tarafından yıktırılmış ve’l-yevm (bugün) ne kapı ve ne de heykelden nâm ü nişan kalmamıştır. Bu kapı hâl-i hazırda “Tophane Kapısı” ismiyle yâd olunan mevkide idi. Bir tarihin rivayetine göre bu kapıya Tiveros kapısı denirdi.
Şark tarafında bulunan kapının bakıyesi elyevm (bugün) mevcut ve “Adriyanus” yahut “Çiçekli Kapı” namıyla meşhurdur. Bu kapı Magidos, Perge, Aspendos, Sillum, Side vesair şuhur (şehirler) ve kasabâtın (kasabaların) mendei (başlangıcı) sayılırdı. Bu kapı tûl-i müddet (uzun zaman) toprak altında kapalı kalmış ve 1308/1892 senesinde Mutasarrıf Turhan Paşa- Petersburg sefaretinde bulunan - zamanında temizlenip meydana çıkarılmıştır. Kapı korneji üstünde altın yaldızlı ve pirinçten mamul harfleriyle yazılar mevcut idi ki ber vech-i âtidir (aşağıdaki gibidir):
“Airk ou aq rp ou ai ul paopud” Tercümesi: “İmparator File Traianus Adrianusdur.” Bu ibareyi teşkil eden hurufat çıkarılarak İstanbul Müzesi’ne gönderilmiştir. Bir rivayete göre işbu hurufat İspanya Müzesi’ndedir.
Kadim mezar taşlarına ait kitabelerin ekserisinin (çoğunun) bu kapı civarında bulunmasına nazaran bu cadde mekabire (kabirlere) mahsus zengin âsarla memludur (eserlerle doludur).
İtalya müverrihlerinin (tarihçilerinin) zaptına göre bu cadde sair caddelerin en muntazamı ve eski zamanda parlak âsârın meşheri idi (eserlerin teşhir yeri idi). Bu kapıdan şarka doğru imtidat eden (uzanan) cadde, ticaret nokta-i nazardan pek ziyade hâiz-i ehemmiyet idi. Çünkü bu yol o sıralarda dini ve siyasi ehemmiyeti hâiz olan Perge, Aspendos ve Side şehirlerinin başlıca yolu idi. Bu üç şehir Pamfilya’nın en ehemmiyetli şehirlerinden addediliyordu. (Devamı Var)
Süleyman Fikri Erten, Antalya Livası Tarihi, Matbaa-i Âmire, İstanbul, 1338/1919, s. 27-40.
