Necmi ATİK

Necmi ATİK

Antalya'nın Fethi -1-

Bu yazı dizimizde Antalya’nın fethini hazırlayan sebepleri, Antalya’nın neden fethedilmesi ‎gerektiğini, fethe kadar yaşanan hadiseleri farklı bir şekilde ele almaya çalışacağız.‎

Öncelikle “Fetih” ne demek? “Cihad” ne demek?‎ kısaca değinelim.
Arapça’da “açma, yol gösterme, hüküm verme, galibiyet ve zafere ulaştırma” anlamlarına ‎gelen “fetih” kelimesinin çoğulu fütûh, fütûhâttır.‎
Fetih kelimesi öncelikle ve daha çok, kalbi ve aklı İslâm gerçeğine açmak, ikinci olarak da ‎İslâm mesajının önündeki engelleri kaldırmak, insanın kalbine ve aklına ulaşmayı ‎mümkün kılacak ortamı hazırlamak anlamına gelir. Fetih kelimesinin bu yorumu ‎Rasûlullah’ın (s.a.v.) hadis-i şeriflerinden ve Kur’ân-ı Kerîm’deki âyet-i kerîmelerden açıkça ‎anlaşılmaktadır. Medine’nin savaşsız fethedilmesi ve İslâm’a kazandırılması hakkında ‎Resûlullah’ın (s.a.v.), “Ülkeler ve şehirler zorla alınır; Medine ise Kur’an ile ‎fethedilmiştir” dediği nakledilmektedir (Belâzürî, I, 6). Kelimenin mecâzî kullanımını ‎gösteren Kur’ânî delil ise Feth sûresinin, “Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik” ‎meâlindeki ilk âyetidir. Çünkü bu âyet-i kerîme ve daha sonra gelen âyetler askerî bir zaferin ‎ardından değil, Mekkeliler’le hicrî 6 (628) yılında yapılan Hudeybiye Antlaşması’nın ‎arkasından inmiştir. Birçok sahâbî bu antlaşmayı kendilerini, Rasûlullâh-ı (s.a.v.) ve İslâmiyet’i ‎küçük düşürücü mahiyette bulmuş ve bu durum onları hoşnutsuzluğa ve hatta itaatsizliğe ‎sevketmişti. Halbuki Resûl-i Ekrem (s.a.v.), insanların Allah’ın davetine en çok barış ‎ortamında kulak vereceğini bildiği için Mekkeliler’in önerilerini kabul etmişti. Nitekim vahiy ‎onun bu görüşünü desteklemiş ve Hudeybiye Antlaşması’nı “feth-i mübîn” (apaçık bir fetih) ‎olarak nitelendirmiştir.‎
Kur’an-ı Kerîm’in birçok yerinde fetihle birlikte ondan türeyen çeşitli kelimelerin geçtiği ‎görülür. Bunlar arasında terimin, savaşla bir yerin İslâm hâkimiyeti altına alınmasını ‎göstermesinin yanında hüküm ve kazâ anlamında kullanılmış olması dikkat çeker (es-Secde ‎‎32/28-29); fâtihîn de “hükmedenler” anlamını taşımaktadır (el-A‘râf 7/89). Feth sûresinin 18 ‎ve 27. âyetlerindeki “fethan karîben” (yakın fetih) ibaresi Hudeybiye Antlaşması’ndan sonraki ‎Hayber’in fethine, Nasr sûresinin 1 ve Hadîd sûresinin 10. âyetlerindeki “el-feth” kelimesi ise ‎Mekke’nin fethine işaret etmektedir. Böylece Kur’ân-ı Kerîm’de fethin hem savaş hem davet ‎ve tebliğ yoluyla gerçekleştirilebileceği açıklanmış bulunmaktadır.‎
Cihad ne demek?‎
Arapça’da “güç ve gayret sarfetmek, bir işi başarmak için elinden gelen bütün imkânları ‎kullanmak” mânasındaki cehd kökünden türeyen cihad, İslâmî literatürde “dinî emirleri ‎öğrenip ona göre yaşamak ve başkalarına öğretmek, iyiliği emredip kötülükten ‎sakındırmaya çalışmak, İslâm’ı tebliğ, nefse ve dış düşmanlara karşı mücadele vermek” ‎şeklindeki genel ve kapsamlı anlamı yanında fıkıh terimi olarak daha çok müslüman ‎olmayanlarla savaş, tasavvufta ise nefsi terbiye etme gayreti için kullanılmıştır.‎
Fetih, mü’minin maddî ve mânevî alanda elinden gelen bütün çabayı gösterdikten, mücâhede ‎ve cihad ettikten sonra kendisine ve muhataplarına madde ve mânânın kapılarının açılmasıdır. 
Antalya’nın Fethi’ne gelmeden önce, ‎
‎628’deki Hendek Savaşı’nı ‎
‎648’deki Kıbrıs’ın Fethini, ‎
‎655’teki Zâtü’s-savârî Savaşını (Finike Muharebesini)‎
Farklı tarihlerde 15-16 defa yapılan İstanbul’un Fetih Girişimlerini ‎
Ve 1071 Malazgirt Zaferini anlamadan Antalya’nın Fethini anlatmak yüzeysel kalacaktır.‎
Neden mi, yazı dizimizde birlikte görelim.‎
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar