Reklam
Necmi ATİK

Necmi ATİK

Antalya'nın Fethi -3-

648 Kıbrıs’ın Fethi: İslam Ordusunun İlk Donanması ve Hala Sultan
Peygamberimizin (s.a.v.) kendisine teyze diye hitap etmesi ve mahremi muamelesi yapmasının sebebi, ‎mübarek anneleri Hz. Amine ile Hala Sultan’ın (r.a.) süt kardeşi olmalarından kaynaklanırdı. Yani ‎Hala Sultan Peygamberimizin (s.a.v.) süt teyzesidir. “Hâle” kelimesi, Arapçada “teyze” demektir. Bu ‎yüzden, Osmanlılar Ümmü Haram’a (r.a.) ismi ile hitap etmek yerine Rasûlullah’a (s.a.v.) nisbetini ‎ifade eden ve Arapça’dan gelen bu kelimeyi tercih etmiş ve günümüze de “Hala Sultan” olarak ‎gelmiştir.‎

Peygamber Efendimizin (s.a.v) süt teyzesine beslediği muhabbet öylesine derin ve sevgi ‎doludur ki, Medine’ye 6 mil mesafedeki Kuba Mescidi’ni Cumartesi veya Pazartesi günleri ‎ziyaret ettiğinde Ümmü Harâm'ın (r.a.) evinde konaklar, yemek yer, hatta çoğu zaman öğle vakti ‎orada istirahat eder, namaz kılıp imamlık yaptığı hadis-i şeriflerdeki rivayet edilmiştir.‎

Ümmü Harâm’ın (r.a.) rivâyet ettiğine göre, bir defasında Resûl-i Ekrem (s.a.v.) onun evinde öğle ‎uykusundan gülerek uyanmış. Ümmü Harâm (r.a.) niçin güldüğünü sorunca uykusunda ‎kendisine ümmetinden fetih maksadıyla Akdeniz’e açılan bazı kimselerin gösterildiğini ve ‎onların cennetlik olduğunu söylemiş. Bunun üzerine Ümmü Harâm (r.a.) kendisinin de onların ‎arasında bulunması için dua etmesini istemiş ve Rasulullah da (s.a.v.) dua etmişti. Ardından ‎tekrar uykuya dalmış, yine gülerek uyanmış, Ümmü Harâm’ın bu defa ki sorusu üzerine de ‎ümmetinden bazılarının İstanbul'u fethetmek amacıyla sefere çıkacağını, onların da ‎günahlarının bağışlanacağını haber vermişti. Ümmü Harâm (r.a.) kendisinin de onların arasında ‎bulunması için dua etmesini isteyince Resûl-i Ekrem (s.a.v.) ona Akdeniz’i fethedenler arasında ‎olduğunu söylemişti.‎

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) muhabbet beslediği Ümmü Harâm (r.a.) birçok sefere ve savaşa ‎katılmıştır. Bu seferlerde ve savaşlarda yaralılara yardım etmiş, erzak taşımış ve dahi birçok ‎hizmette bulunmuştur. Huneyn ve Uhud gibi çetin savaşlarda bulunmasının yanı sıra zevci ‎Ubade b. Sâmit (r.a.) ile birlikte İslam ordularının Suriye seferlerine de katılmıştır.‎
Hz. Osman döneminde Suriye Valisi Muâviye b. Ebû Süfyân ve Mısır Valisi Abdullah b. Sa‘d ‎‎b. Ebû Serh sahil şehirlerini ve ele geçirilen toprakları korumak, Bizanslılar’ın Akdeniz’deki ‎‎gücünü kırmak amacıyla deniz seferlerine çıkmak için güçlü bir donanma inşa ettiler.‎ İslam ‎ordularının Kıbrıs’ın fethi için ilk kez donanma seferine çıkacağını öğrendiğinde ona ‎müjdelenen şehadete kavuşma aşkıyla zevci ile beraber İslam ordusuna katılmıştı. Bu seferde ‎Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sahabelerinden Ebû Zer el-Gıfârî (r.a.), Ebü’d-Derdâ (r.a.), Talha bin ‎Ubeydullah (r.a.), Eyüp el-Ensâri (r.a.) gibi isimler de bulunmaktaydı. Tamamen gönüllülük ‎esası üzerine kurulan İslam ordusu, 648 yılında Kıbrıs’ın güneydoğusunda yer alan Larnaka ‎tarafına çıkarma yaptı.‎

Hala Sultan (r.a.), Kıbrıs'a ulaşıldığında gemiden indikten sonra bindiği katırdan düşerek ‎boynunun kırılması sonucu Larnaka'da şehadete ermiştir. Şehit düştüğü yerde ‎defnedilmiştir. Hazîresi bugün Güney Kıbrıs Rum kesiminde kalan Larnaka ‎yakınlarındaki Tuzla'da bulunmaktadır. ‎
Hala Sultan, toprağa düştüğü ilk andan itibaren nuru ile Akdeniz’i ve Akdeniz'e kıyısı olan ‎tüm medeniyetleri ve şehirleri aydınlatmıştır.‎ Kıbrıs’ın fethi, İstanbul’a uzanan hedefte aşılması gereken engellerden biriydi, tıpkı Antalya gibi.

Yazı dizimizin dördüncü bölümde Antalya’ya çok yaklaşacağımız, Finike’de Bizans’lılarla İslam orduları arasında Akdeniz’de cereyan eden Zâtüs’savârî Savaşı’nı ele alacağız.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar