Necmi ATİK

Necmi ATİK

Antalya'nın Fethi -7-‎‎

 

‎Antalya’nın Fethinin Kapılarını Aralayan 1071 Malazgirt Zaferi
Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu sağlayan Dandanakan Savaşı’ndan (431/1040) sonra Merv şehrinde toplanan büyük kurultayda cihan hâkimiyeti mefkûresi doğrultusunda tesbit edilen fetih planları çerçevesinde Selçuklular bilhassa batı yönünde büyük fetih hareketlerine başladılar.
 
Çağrı Bey’in oğlu olan Alparslan, Selçuklu Devleti’nde şehzade isyanlarını bastırdıktan sonra, gözünü Anadolu’ya çevirdi. İlk hedef Azerbaycan coğrafyasıydı ve buralar ele geçirildi. Alparslan’ın da gönül dünyasını tamamen ele geçirmiş olan Peygamberimiz’in (s.a.v.): “Konstantiniyye elbet fetholunacaktır. Onu fethedecek emîr ne güzel emîrdir ve o ordu ne güzel ordudur” müjdesine nâil olmaktı. Bu hedefe ulaşabilmek için Anadolu’nun Müslüman Türk yurdu haline getirilmesi gerekiyordu. Bu uğurda yapılan mücadeleler sırasında Selçuklu kuvvetleri Sivas’a kadar ileri hareketlerine devam etmişler ve buradaki Bizans kaleleri ve müstahkem mevkilerini geniş çapta tahrip etmişlerdir.
 
Tarihte ilk Hristiyan İmparatorluk olan Bizans, dini yapı olarak Hristiyan Ortodoks inancına sahipti ve Konstantinopolis patriklik konumundaydı. Bizans İmparatoru Romanos Diogenes, doğrudan İran’a ulaşıp merkezlerini ele geçirmek suretiyle Selçuklu problemini kökünden halletmek için Ayasofya Kilisesi’nde düzenlenen büyük bir törene katıldıktan sonra 13 Mart 1071 günü öncekilerden daha güçlü bir orduyla yola çıktı. Çeşitli kaynaklarda 600.000’e varan rakamlar verilmekle birlikte 200.000 kişi civarında olduğu tahmin edilen bu ordu Balkanlar’daki Peçenek, Uz, Kıpçak ve Hazar Türkleri ile İslav, Alman, Bulgar, Frank, Ermeni ve Gürcüler’den oluşturulmuş ve en güçlü silâhlarla donatılmıştı.
 
Bu arada Abbâsî Halifesi Kāim-Biemrillâh da o sıralarda bütün İslâm dünyasının yakından ilgilendiği Malazgirt Muharebesi’nin Alparslan tarafından kazanılması hususunda bir dua metni hazırlatarak cuma namazında bütün İslâm ülkelerindeki minberlerden okutulmasını emretti. 27 Zilkade 463 (26 Ağustos 1071) Cuma günü öğleye kadar orduyu denetleyen ve kumandanlarına son direktiflerini veren Alparslan, Buharalı imamı ve fakihi Ebû Nasr Muhammed’in bütün müslümanların İslâm’ın zaferi için dua ettikleri cuma günü öğle vaktinde düşmana saldırması tavsiyesine uyarak ordusuyla birlikte cuma namazını kıldıktan sonra “Ölürsem kefenim olsun” dediği beyaz bir elbiseyle askerin karşısına çıktı ve şöyle dedi: “Ben, müslümanların camilerde bizim için dua etmekte oldukları bu saatlerde düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek arzu ettiğimiz sonuç gerçekleşmiş olur, yenilirsek şehid olarak cennete gideriz. Bugün burada ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker var; ben de içinizden biri olarak sizinle birlikte savaşacağım; benimle gelmek isteyenler peşime düşsünler, istemeyenler serbestçe geri dönebilirler.” Alparslan bu ünlü konuşmasının ardından ilk hücumu başlattı.
 
Sonuçta öğle vaktinden geceye kadar devam eden bu meydan muharebesinde Bizanslılar ağır bir yenilgiye uğradı. Ordunun büyük bir kısmı kılıçtan geçirilmiş, imparator ve çok sayıda general esir alınmış, askerlerin ancak bir bölümü kaçarak canlarını kurtarabilmişti.
 
Malazgirt Muharebesi Türk ve dünya tarihinin dönüm noktalarından birini oluşturur. Bu zafer sonunda, Bizanslılar’ın bütün maddî imkânlarını kullanarak hazırladıkları büyük ordu dağıldığından daha sonraki yıllarda Türkler önemli bir direnişle karşılaşmadan Anadolu içlerine akarak kısa zamanda Ege ve Marmara kıyılarına kadar ilerlemişler ve bu defa istilâ ve yağma amacı taşımadan fethettikleri toprakları vatan edinip Saltuklu (1071 Erzurum), Dânişmendli (1071 Sivas, Amasya, Anadolu Selçuklu Devleti (1075 Süleyman Şah İznik),  Mengücüklü (1080 Erzincan), , Tokat, Kayseri), Çaka Beyliği (1081 İzmir), Dilmaçoğulları (1085 Bitlis), Çubukoğulları (1085 Harput) beyliklerini kurmuşlardır.
 
Yazı dizimizin sekizinci ve son bölümünde, Antalya’nın Selçuklular tarafından ilk fethi olan Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu Süleyman Şah’ın 1085 yılında Antalya’yı fethini ve I. Gıyâseddin Keyhüsrev tarafından Atalya’nın 1207 yılındaki fethini ele alalım inşallah.
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar