Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’ân Dili adlı tefsir-meâlinin “müellif nüshası” olan eksiksiz tefsir müsveddesi torunu Mehmet Hamdi Yazır’ın özel arşivindedir. Osmanlı Türkçesi ile temize çekilen Hak Dini Kur’ân Dili’nin yazma dört nüshası bulunmaktadır. Bu dört nüshadan üçü, Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapılan anlaşma gereği, biri Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’a, biri Mehmet Akif Ersoy’a ve diğeri de Diyanet İşleri Başkanlığı için Elmalılı’nın kardeşi dersiam ve hattat Mahmud Bedreddin Yazır tarafından yazılmıştır. Dördüncü nüsha ise Hak Dini Kur’ân Dili’nin ilk baskısında önemli maddi destekte bulunan Elmalılı’nın dünürü (Elmalılı’nın kızının kayınpederi) Ahmed Hamdi Topbaş’a hediye olarak, Elmalılı tarafından yine kardeşi Mahmud Bedreddin Yazır’a yazdırılmıştır. Söz konusu ilk üç nüshanın nerede oldukları konusu bilinmezliğini korurken, dördüncü nüsha Hüdayi Vakfı’nda yer almaktadır. Hüdayi Vakfı’ndaki bu yazma nüshanın ilk defa tıpkıbasımı, 1997 yılında Yusuf Ziyaeddin Subaşı tarafından Dersaadet Yayınları’ndan neşredilmiş, ikinci defa tıpkıbasım ise 2015 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılmıştır.
Günümüzde, Hak Dini Kur’ân Dili’nin temize çekilmiş yazma nüshalarından Hüdayi Vakfı’nda mukaddime dahil 30 cüzün tamamı, Elmalılı’nın metrukâtında mukaddime hariç 16 cüzü, Süleymaniye Yazma Bağışlar Kütüphanesi’nde mukaddime hariç 21 cüzü ve İstanbul Müftülük Kütüphanesi’nde mukaddime hariç 13 cüzü bulunmaktadır.
Elmalılı’nın, 26 Ekim 1925 sonrası yazmaya başladığı Hak Dini Kur’ân Dili’nin kardeşi Mahmud Bedreddin Yazır tarafından temize çekilmeye başlanması Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 5 Nisan 1926 tarihinde verilen karar sonrasıdır. 1926 yılının Nisan ayında rika, nesih, sülüs ve talik hat sanatı çeşitleriyle temize çekilmeye başlanan üç nüshada, Mehmet Akif Ersoy’dan gelecek Kur’ân meâlleri için boşluklar bırakılmıştır. Bırakılan bu boşlukların 21. cüze kadar devam ettiği söz konusu yazma nüshalardan anlaşılmaktadır. Diğer bir ifade ile Hak Dini Kur’ân Dili tefsir-meâlinin, meâl kısımları hariç 20 cüzü 1932 yılı ortalarına kadar temize çekilmiştir.
Hak Dini Kur’ân Dili’nin Osmanlıca Türkçesi ile temize çekilme şekli ise şöyledir: sûre başlıkları sülüs, ayet-i kerimeler nesih, meâl başlıklarında yer alan “Meâl-i Şerif” yazıları talik ve meal ve tefsir kısımları rika hattı iledir. Bütün yazma nüshalarda 21-30. cüz arası zikredilen usül takip edilmiştir. Hak Dini Kur’ân Dili’nin birinci baskısının tamamlanmasından sonra Ahmed Hamdi Topbaş’a hediye olarak yazılan ve son yazma nüsha olan dördüncü nüshada bu usül tamamen uygulanılabilmiştir. Akif’in, yazdığı mealleri Mısır’dan göndermemesi ve 1931 yılı Aralık ayında meal sözleşmesini feshetmesine kadar yazılan üç nüshanın 20 cüzlük kısımlarında ise mealler yazılmamış ve meal yerleri boş bırakılmıştır.
Elmalılı, 23 Mayıs 1932 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı ile anlaşarak meâl yazma konusunu da uhdesine aldıktan sonra, söz konusu temize çekilen Hak Dini Kur’ân Dili’nin üç nüshasındaki boş bırakılan meâl kısımlarına da Elmalılı’nın yaptığı meal yazılmaya başlanmıştır. Yalnız, boş bırakılan yerlere rika hattı ile değil de talik hattı ile mealler yazılmış, 1-20. cüz ile 21-30. cüz meallerde usül olarak birbirinden ayrılmıştır. Kuvvetli bir hattat olan Elmalılı, tefsirin müellif nüshasındaki mealleri de talik hattı ile yazmış ve üzerinde tekrar tekrar çalışmalar yapmıştır.
Hak Dini Kur’ân Dili’nin yazma nüshaları ile 1935-38 yılı ilk Latin harfli baskısını karşılaştırdığımızda meallerin çok az yerleri hariç büyük oranda benzer oldukları görülmektedir. Yalnız Elmalılı’nın metrukatında yer alan temize çekilmiş nüsha farklıdır. Metrukattaki nüsha ile Yeni Kur’ân Meâli arasındaki benzerlik dikkat çekmektedir. Bu benzerlik, Elmalılı’nın kendisinde kalan nüshaya, Yeni Kur’ân Meâli’ni yazdıktan sonra daha önce meâl için boş bırakılan yerlere yeni meâlleri yazdığı izlenimini vermektedir.
Hak Dini Kur’ân Dili’nin, İstanbul Müftülük Kütüphanesi’ndeki 13 cüzlük yazma nüshası bazı yönleriyle dikkat çekmektedir. Söz konusu nüshanın hattının farklı ve Mahmud Bedreddin Yazır hattına göre çok zayıf olması, bu nüshanın başka bir hattat tarafından yazıldığını göstermektedir. Ayrıca bu nüsha, Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki ve İLAM’daki yazma nüshalarla hemen hemen tıpatıp benzerlik gösterdiği halde, nedeni anlaşılmayan bir şekilde 1935-38 yılları Latin harfli baskıya tıpatıp benzetilmek için müdahale edilmiş, kelimelerin üzeri karalanmış ve yoğun düzeltmeler yapılmıştır. Yine bu nüshanın büyük bölümü kurşun kalemle harekelenmiş, kenarlarına notlar alınmıştır.
