Yeni Kur’ân Meali Çalışmasında İzlenilen Yol
Öncelikle, Elmalılı’nın metrukâtında Hak Dini Kur’an Dili adlı kendi el yazısı tefsir müsveddeleri arasında bulduğumuz yeni mealin tasnif çalışmalarıyla sayfa sıralaması yapıldı, eksiklerinin olup olmadığı tespit edildi. Elmalılı’nın ikinci mealinde sehven atladığı ve kısmi veya tam olarak eksik bıraktığı ayet-i kerimelerin şunlar olduğu görüldü: Bakara, 2/17-24, 57; Âl-i İmrân, 3/3,178; Nahl, 16/117, 123; Şuarâ, 26/226; Mü’min, 40/7-21; Zuhruf, 43/62; Vâkıa, 56/57; Hadîd, 57/2; Müddesir, 74/47,55; İnfitâr, 82/18; A’lâ, 87/8. Yeni mealde, Elmalılı’nın sehven atladığı eksik kısımlardan Bakara, 2/17-24, 57; Âl-i İmrân, 3/3,178 âyet-i kerimeler Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2015 yılında tıpkıbasım yaptığı Hak Dini Kur’an Dili İLAM nüshasından, diğer meâli eksik olan ayet-i kerimeler Elmalılı’nın Hak Dini Kur’ân Dili adlı tefsirinin müellif nüshasından tamamlandı. Daha sonra yeni meal, Elmalılı’nın yazdığı ilk mealin Latin harfleri ile yapılan ilk baskısı ve 2015 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından tıpkıbasım nüshası ile birebir karşılaştırıldı. Yapılan karşılaştırma ile mealler arasındaki şekil, dil ve uslüp yönünden farklılıklar tespit edilerek not edildi.
Yeni Kur’ân mealinde, Elmalılı’nın not almadığı sayfa ve ayet-i celile numaraları ile ismini yazmadığı sûre adları tarafımızdan eklenerek tamamlandı ve mealin Latin harflerine transkribesi, günümüz imlâ kurallarına yer verildi. Nokta ve virgüllerde ise daha çok Elmalılı’nın kullanımına bağlı kalındı.
Yeni mealin Latin harflerine transkripsiyonu yapılırken -binaenaleyh, filhakika, filvaki, itaat, şefaat, mamafih, taarruz, vb gibi- yoğun kullanılan kelimeler, transkripsiyon kuralları dışında değerlendirildi. Ayrıca günümüz Türkçesinde kullanıldığı şekli ile tam anlamı ifade etmeyen bazı kelimeler parantez içinde belirtilerek -şaşır(t)tı, katıl(aş)tı, hayat(ın)da vb gibi- harf eklemeleri yapıldı. Cenâb-ı Hakk’ın zâtına ait olan ve tazim ifade eden “Ben, O, Biz” zamirlerinin ilk harfleri büyük yazıldı. Okuma kolaylığına vesile olması açısından şapkalı harfler, terkipler dışında ve meale etkisi olmadığı durumlarda genel olarak şapkasız olarak kullanıldı.
Mealin orijinal metni ile Latin harflerine transkripsiyonu, hem tarafımızdan hem de farklı hocalarımız tarafından defalarca karşılaştırılarak gözden geçirildi. Ayrıca son okuma ve gözden geçirme, alanında uzman dört kişilik bir grup ile beraber yapıldı. İncelemelerimiz sonucu Elmalılı’nın yazmış olduğu yeni mealini herkesin okuyup anlayabileceği bir Türkçe ile -nazmen yazılan son iki cüz meal kısımları dışında- kaleme aldığını söylenebilir. Söz konusu meal, Elmalılı’nın yaşadığı dönemde rüşdiye/ortaokul mezunları tarafından rahatlıkla okunup anlaşılabilecek durumdadır. Lakin, 1928 yılı harf devrimi ve sonrası Türkçe ile alakalı uygulanan resmi programlar sonucu Türkçemize mal olmuş ve halk arasında gündelik kullanılan Arapça kelimeler hafızalardan silindiğinden, bu kelimeler için yeni mealde sayfa altı sözlüğe yer verildi. Söz konusu sözlük hazırlanırken Elmalılı’nın aynı kelimeye mealin başka bir yerinde verdiği Türkçe anlamlar var ise –ekserisi = pek çoğu; binâenaleyh = o halde, onun için; nezir = tehlikeyi haber verip sakındıran; hevâ = kötü ve çirkin arzular; fâsık = günaha gömülen vb gibi– esas alındı. Sözlükte yer alan diğer kelimelerin açıklamalarında, Elmalılı’nın Hak Dini Kur’ân Dili adlı tefsirinde kelimeye verdiği anlam kullanıldı. Meâl sayfalarında tekrar edilen kelimelerden ilk kelimeye sözlük anlamı verildi, diğerleri sözlük kısmına alınmadı.
Hat sanatında döneminin üstadları kabul edilen Bakkal Ârif Efendi ve Sâmi Efendi’den icazetli olan Elmalılı’nın hat sanatı ile de profesyonel anlamda meşgul olduğu bilinmektedir. Metrukâtında yer alan farklı hat yazılarıyla yazılmış eserlerinden de anlaşılacağı üzere güçlü bir ele sahip olan Elmalılı, sayısız eser yazmış, kitaplar istinsah etmiş, aldığı siparişlerle bir dönem geçimini sağlamış, hatta babasına mâli konuda destek dahi olmuştur. Elmalılı’nın mektuplarındaki ifadelerinden anlaşıldığı üzere sipariş alıp yazdığı Kur’ân-ı Kerim’ler de bulunmaktadır. Elmalılı’nın yazdığı söz konusu Kur’ân-ı Kerim’lerden herhangi biriyle meali bir arada yayınlamak için müze ve şahsi koleksiyonlar üzerinde yaptığımız çalışmalarda maalesef baskı aşamasına kadar muvaffak olamadık. Bu konuda arzumuz ve temennimiz, mealin sonraki baskılarında yine kendisinin yazdığı bir Kur’ân-ı Kerim’le birlikte basılmasıdır.
Necmi ATİK
