Yeni Kur’ân Meali’nin Özellikleri:
Elmalılı’nın metrukâtı arasında ortaya çıkarılan son meal çalışması, 36x23 cm ebatlarında, 566 sayfa çizgisiz nohûdî renkli kâğıtlara, kendi el yazısı ile rik’a ve nesih hat formlarında yazılmıştır. Bu sayfaların cilt ve kapağı olmadığı gibi dikişleri de bulunmamaktadır. Sayfa numaralandırmasında Elmalılı’nın sehven 390-399 ve 452-455 arası sayfaları atladığı tespit edilmiştir.
Elmalılı’nın ikinci mealinin, yazdığı ilk mealle tamamen farklı olmasının söz konusu olamayacağı ehlince malumdur, bu konu imkân dahilinde de değildir. Elmalılı’nın kendisinden kısa sürede talep edilen ve farklı amaç- lara hizmet edecek ilk meal çalışmasında ihtiyatlı davrandığı ve bundan memnun olmadığını ifade ettiği bilinmektedir.
Yeni Kur’ân Meali’ni, Hak Dini Kur’ân Dili adlı tefsirin içinde yer alan birinci mealden ayıran başlıca özellikler şunlardır:
1.Sade, anlaşılır kelimelerle devrik olmayan cümleler kullanılması: İlk mealde kullanılan ağdalı kelimeler ve devrik cümleler, eleştiri konusu olmuştur. Elmalılı, bu tercihini bilerek yaptığını belirtmiştir. Yeni mealde ise daha sade, anlaşılır kelimeler ve düz cümleler tercih edilmiştir:
“Elif-Lâm-Mîm. Rûm, arzın yakınında/yakın yerde mağlup oldu, mamafih onlar, bu mağlubiyetlerinden sonra birkaç sene içinde galebe edecekler.” (Rûm, 30/1- 3), “Ne bir mümin ve ne bir mümine için de Allah ve Resulü bir emir hükmettiği zaman, emirlerinde kendileri için muhayyerlik olmak olamaz. Ve her kim, Allah’a ve Resulüne isyan ederse açık bir sapkınlık etmiş olur.” (Ahzab, 33/36)
2. İlk mealdeki "sözcük" merkezli yöntemin yerine hem sözcük hem de "mânâ" merkezli bir meal yönteminin tercih edilmesi: Sözcük merkezli meallerde, hedef dilin kaynak dili tam anlamıyla aktaramaması nedeniyle anlam daralması, eksikliği ve donukluk oluşması doğaldır. Bu yaklaşım, meali daha akıcı ve anlaşılır kılmıştır:
“…Yoksa müttakileri, facirler gibi yapar mıyız? İhtimali mi var?” (Sâd, 38/28), “Şüphesiz, var sana gündüzün (uzun bir yüzüş) bir sebh-i tavîl.” (Müzzemmil, 73/7), “O vakit, kavmi ona şöyle demişti: “Ferahlanma, çünkü Allah, ferahlananları sevmez.” (Kasas, 28/76)
3. Türkçe söz dizimine uygun cümleler kurulması: Arapçanın söz dizimiyle yapılan meallerin yerine, Türkçe söz dizimine ağırlık verilmiştir. Örneğin, Arapçada yüklem+özne+tümleç sırası izlenirken, Türkçede özne+tümleç+ yüklem sırası kullanılır. Yine Arapça isim tamlamasında muzaf muzafın ileyhden, sıfat tamlamasında da mevsuf sıfattan önce gelir. Ancak Türkçede bunun aksi bir durum söz konusudur. Elmalılı, yeni mealde bu tür cümle kuruluşlarına daha fazla yer vermiştir:
“Eğer gerçekten iman etmişseniz, mademki onlardan yükseksiniz, o halde fütûr getirmeyin ve mahzun olmayın.” (Âl-i İmrân, 3/139), “Her halde Bizim likamızı arzu etmeyenler ve dünya hayata razı olup ona gönül bağlayanlar ve ayetlerimizden gafil olanlar…” (Yûnus, 10/7), “Rabbinin dilediği müddetten başka semâvat ve arz durdukça onlar orada muhalled olacaklar.” (Hûd, 11/107)
4. İkili ve üçlü anlamlarla açıklamalar yapılması: Elmalılı, yeni mealinde bazı kelime veya ifadeler için birden fazla anlam seçeneği sunmuştur:
“Halâs ettik/Necata çıkardık” (Şu’arâ, 26/170), “Hakikaten/Muhakkak” (Hacc, 22/6), “Ettik/Eyledik” (Furkân, 25/37), “Bendleri/Bağları” (Yâsîn,36/8), “Cârlarından/Ferâ-celerinden/Cilbablarından” (Ahzab, 33/59) “Münafıklara/Münâfikin” (Ahzab, 33/73), “Küffârı/Kâfirleri” (Fetih, 48/29).
