Yeni Kur’ân Meali’nin Özellikleri:
5. Orijinal ve dikkat çekici ifadelerle mealin zenginleştirilmesi: Yeni meal çalışmasında, dilin imkân verdiği sınırlar çerçevesinde vahyin en yakın anlamla hedef dile aktarılması ve anlaşılır kılınması esas alınmıştır. Bu çerçevede, Kur’ân-ı Kerim’in konuşma diline yönelik özellikleri olan vurgu, ünlem, soru gibi unsurlar meale yansıtılmıştır. Elmalılı, Arap dili ve belâgâtındaki derin bilgisiyle bu konuda özgün ve zengin bir üslup geliştirmiştir:
“Şânıma kasem ederim ki Biz yarattık insanı, biliriz de ona ne fiskos ederse nefsi” (Kâf, 50/16),
“Tadın o meftun olduğunuz fitneyi, bulun belanızı.” (Zâriyât, 51/14), “Yiyin, için, âfiyetler olsun çalıştığınız için.” (Tûr, 52/19), “Siz mi kafa tutuyorsunuz, be hey gafiller?” (Necm, 53/61), “Yalancı” dediler o kulumuza: “Mecnun” dediler, çok incittiler.” (Kamer, 54/9), “Şüphe yok ki Rabbim, duayı her halde işitkendir.” (İbrahim, 14/39), “Şehirde birtakım kadınlar da: “Aziz’in karısı” dediler: “Delikanlısının nefsinden murat istiyormuş, ona aşkından yüreğinin zarı çatlamış, karı besbelli çıldırmış.” (Yûsuf, 12/30), “İşte orada, her nefis vaktiyle yaptığının belasını bulur.” (Yûnus, 10/30), “Her halde bizim likamızı arzu etmeyenler ve dünya hayata razı olup ona gönül bağlayanlar ve ayetlerimizden gafil olanlar” (Yûnus, 10/7)
“Eğer” de: “Rabbimin rahmet hazinelerine siz malik olsa idiniz, o vakit elden çıkarmak korkusuyla imsak ederdiniz, o insan öyle pintidir.” (İsrâ, 17/100), “Yine böyle onları, ba’s da ettik ki aralarında soruşsunlar diye; içlerinden bir kâil/söyleyen: “Ne kadar durdunuz” dedi. “Bir gün yahut bir günün birazı” dediler. “Ne ka- dar durduğunuzu” dediler: “Rabbiniz a’lemdir, şimdi siz, birinizi şu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın hangisi yiyecekçe daha temiz, ondan size bir rızık getirsin, hem çok kurnaz davransın ve zinhar sizi birine sezdirmesin.” (Kehf, 18/19)
6. Esmâ-i Hüsnâya mânâ verilmeden olduğu gibi aktarılması: Allah’a ait güzel isimlerin bir veya birkaç kelimeyle ifade edilemeyeceği düşüncesiyle, bu isimler geniş açıklamalar verilmeden meale olduğu gibi aktarılmıştır:
“… Şüphesiz Sen’sin O Alîm, O Hakîm.” (Bakara, 2/32), “Allah, başka tanrı yok, ancak O, Hayy O, Kayyûm O.” (Âl-i İmrân, 3/2) “… Ve O, öyle Semî’, öyle Alîm’dir.” (Ankebût, 29/60),
“… Azîz O’dur, Hakîm O.” (Rûm, 3027).
7. Parantez içi açıklamalara nadiren yer verilmesi: Dil farklarından kaynaklanan yetersizlikleri gidermek için tercümelerde sıkça kullanılan parantez içi açıklamalar, Elmalılı’nın yeni mealinde nadiren kullanılmıştır. Bunun yerine ikinci veya üçüncü kelimelerle açıklama yapılmıştır:
“Son konak (cennet)” (Bakara, 2/94), “Hayvanlar (en’âm)” (Yâsîn, 36/71), “Kelâle (babası ve çocuğu olmayan)” (Nisâ, 4/176), “Cinleri (gizli mahlukları)” (En’âm, 6/100), “Melekûtu (bütün şuûnâtıyla zapt ve tasarrufunu tedbir ve idare eden kudret ve saltanatın azameti)” (A’râf, 7/185), “Gassâk (irin akıntısı)” (Sâd, 38/57), “İhticâc (protesto)” (Mü’min, 40/47), “Bir ârız (ufukta zuhur eden bir bulut)” (Ahkâf, 46/24), “Siz fukarasınız (Allah’ın ihtiyacı yok, ihtiyaç sizin)” (Muhammed, 47/38), “Fey (ganimet)” (Haşr, 59/7), “Ey Yahûdi olanlar (Ey dönmeler)” (Cuma, 62/6), “Yevm-i tegâbün (asıl kâr ve zarar günü)” (Tegâbün, 64/9), “maruf (güzel ve meşru surette)” (Talak, 65/6), “Nasûh (gayet ciddi ve nasihatkâr)” (Tahrîm, 66/8).
