Necmi ATİK

Necmi ATİK

İKRA "OKU" -1-

Okuma ve yazma bilmediği halde Efendimiz’e (s.a.v.) ilk vahyin “OKU!” âyet-i kerimesi ile ‎gelmesi çok ilgi çekici bir konudur. Biz bu makâle dizimizde Alak sûresinin ilk inen beş âyet-i ‎kerimesinde iki defa geçen “OKU!” emirlerini okumaya ve anlamaya çalışacağız. ‎

Şimdi ilk vahiy olan Alak sûresinin ilk beş âyet-i kerimesini okuyup, kısaca meâl/tefsirine bakalım:‎

‎1.‎         Ey insan! Yaratan Rabb’inin adıyla oku! Sana Rabb’in tarafından gönderilen ve ‎bundan böyle ayet ayet, sûre sûre muhatap olacağın bu kitabı, onu güzelce anlamak, ‎zihnine nakşetmek, hayatına yansıtmak ve başkalarına tebliğ etmek amacıyla oku fakat ‎bâtıl değerler, sahte ilâhlar adına değil; onların rızası için, onların istediği doğrultuda ‎değil; yalnızca Rabb’inin adıyla oku!‎
‎2.‎         O, İnsanı, rahim duvarına tutunarak orada asılı bir şekilde duran, kan pıhtısına ‎benzeyen basit bir yumurta hücresinden, yani alaktan yarattı ve onu aşama aşama ‎konuşma, düşünme, okuma, öğrenme ve öğretme yeteneklerine sahip üstün bir varlık ‎hâline getirdi.‎
‎3.‎         Oku; unutma ki, Rabb’in sonsuz lütuf ve kerem sahibidir. Daha önce sahip ‎olmadığın bunca nîmetleri sana bahşeden Rabb’in, yüreğini ilim ve hikmet ‎hazineleriyle doldurarak, seni çok daha büyük mertebelere, en yüce makâmlara ‎çıkaracaktır.‎
‎4.‎         O Allah ki, kalem ve benzeri araçlar ile gerek vahiy ve hikmeti, gerekse ona dayanan ‎bilgileri yazıp muhafaza ederek sonraki nesillere yani şimdiki zamanın ötesine ve bu ‎mekanın dışına aktarma ve böylece, Allah’a kul olma yolunda ilerlemeyi öğretendir.‎
‎5.‎         Düşünme, araştırma, öğrenme imkân ve yetenekleri bahşettiği insana, Peygamber ve ‎Kitap göndererek ona bilmediği her şeyi öğreten O’dur.‎

Peki, insanoğlu bu nîmetlerin kıymetini gereğince takdir edebiliyor mu?‎

İlk Vahiy: Cebrâil’in (a.s.) gelişi ve “Oku” emri. ‎
Öncelikle Alak sûresinin ilk beş âyetinin inişiyle ilgili şu mühim hâdiseyi ‎hatırlayalım:‎
Peygamberimiz (s.a.v.) içinde bulunduğu ve yaşadığı toplumun bozulup çürüdüğü ve ‎kokuştuğunu görüyor ve bu durum kendisine büyük sıkıntılar veriyordu. Biraz olsun ‎rahatlamak, nefes almak ve çareler bulabilmek için Ramazan aylarında Mekke’den ‎uzaklaşıyor, Hira Mağarası’nda inzivâya, sükûnet ve dinginliğe çekiliyordu. Otuzlu ‎yaşlarda başlayan ve günlerce süren bu inzivâ yaşantısı son yıllarda artmaya başlamıştı.  ‎Kırk yaşına geldiğinde yine bir Ramazan günü Hira’da inzivâda iken Cebrâil (a.s.) ‎gelmiş ve kendisine “İkra” “Oku” demişti. ‎

Peygamberimiz (s.a.v.): “Mâ ene bi-kâirin” yani “Ben okuma bilmem” demiş ve bu ‎olay üç defa tekrar etmişti. Cebrâil (a.s.) Efendimiz’i (s.a.v.) iyice sıkmış ve üçüncü ‎İkra ile birlikte Alak sûresinin ilk beş âyetini indirmişti.‎

Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.v.) yüreği titreyerek korku içinde evine döndü ve eşi ‎Hatice bt. Huveylid'in (r.anha) yanına giderek "Beni örtünüz, beni örtünüz" dedi. ‎Korkusu gidinceye kadar onu örttüler. Sonra Peygamberimiz (s.a.v.) başından ‎geçenleri Hz. Hatice'ye (r.anha) anlatarak: "Kendimden korktum" dedi. Hz. Hatice ‎‎(r.anha): "Hayır, Allah'a yemin ederim ki, Allah seni asla utandırmaz. Çünkü sen ‎akrabana bakarsın, işini görmekten aciz olanların yüklerini çekersin, yoksula verir, ‎hiçbir şeyi olmayana bağışta bulunursun, misafiri ağırlarsın, bir felakete uğrayana ‎yardım edersin" dedi.‎

Bundan sonra Hz. Hatice (r.anha), Peygamber'imizi (s.a.v.) alıp amcasının oğlu Varaka ‎b. Nevfel b. Esed b. Abdüluzza'ya götürdü. Bu zat, câhiliyye zamanında Hristiyan ‎olmuş bir kimse olup İbranice yazıyı bilir ve İncil'den de bazı şeyleri İbranice okur ‎yazardı. O sırada Varaka gözleri sonradan görmez hale gelmiş bir ihtiyar idi. Hz. ‎Hatice (r.anha) Varaka'ya: "Amcamın oğlu! Dinle bak, yeğenin neler söylüyor" dedi. ‎Varaka: "Yeğenim, ne oldu, hayırdır?" diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.) başından ‎geçenleri anlattı. Bunun üzerine Varaka şöyle dedi: "Bu gördüğün, Allah'ın Hz. ‎Musa'ya gönderdiği Nâmus'tur. Keşke senin dâvet zamanında genç olsaydım! ‎Kavminin seni bu şehirden çıkaracakları zaman keşke hayatta olsam!"‎

‎"Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.), “Onlar beni buradan çıkaracaklar mı ki?" diye ‎sordu. Varaka da: "Evet, senin getirdiğin bu dâvâ ve mesaj ile gelen herkes, her ‎peygamber, düşmanlığa uğramıştır. Şayet senin davet günlerine yetişirsem, sana ‎elimden gelen yardımı yaparım." dedi. (Buharî, Bed’u’l-vahy,1).‎

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar