Necmi ATİK

Necmi ATİK

İKRA "OKU" -3-

Okumak üç türlüdür; Dilin okuması kıraât, aklın okuması tefekkür ve kalbin okuması ‎hayattır." (İmam-ı Gazali) Bu yüzden; “Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha ‎hayırlıdır.” denilmiştir. 
‎“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün birbiri arkasına gelişinde aklı ‎başında olan kimseler için gerçekten açık ibretler vardır. Göklerin ve yerin yaratılışı ‎hakkında derin derin düşünürler (tefekkür ederler) ve Rabbimiz! Sen bunu boşuna ‎yaratmadın. Seni tesbih ederiz (derler).” (Âl-i İmrân, 190-91.)‎

Tefekkürün meyvesi ilimler, haller ve amellerdir, ilim ise tefekkürün yani aklın ‎okumasının özel meyvesidir.  İlmin kalple ilişkisi ise başka bir şeydir. Şöyle ki; ilim ‎kalbe gelince kalp değişir, kalp değişince azalar ve azaların davranışları da değişir. ‎Böylece davranışlar kalbe gelen hallere, hal de ilme, ilim de tefekküre tabi olup ‎aralarında bir zincirin halkaları gibi bir ilişki vardır. O halde tefekkür yani okumak ‎bütün hayırların anahtarıdır.
Âyet-i kerîmede “Rabbi’nin adıyla oku” emri var, “Allah’ın emri ile oku” değil. ‎Halbuki okumaya başlarken hep besmele ile yani “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ‎adıyla” diye başlanır. ‎

Neden Rabb?‎
İnsan nesli olarak evrendeki varlığımızın süresi çok azdır. Evrenin yaratılışından çok uzun bir süre ‎geçmesine rağmen insan yaratılmamış, adı ve şânı uzun süre söz konusu bile ‎olmamıştır.‎
İnsan sûrsinde bu durum şöyle ifade edilir: “Dehrin akışı içinde öyle zaman geçti ki, o ‎dönemde, insanın adı bile anılmazdı.” (İnsan sûresi, 76/1)‎
Sonra Rabbimiz: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” (Bakara sûresi, 2/30) ‎buyurarak insanı, Adem’i (a.s.) yarattı.‎

Sonra: “Hani Rabbin, Âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini çıkarıp da onları ‎kendilerine karşı şâhid tutmuştu (ve buyurmuştu ki:) ‎الست بربكم‎ “(Ben) sizin Rabbiniz ‎değil miyim?” (Bütün ruhlar) ‎قاَلُو بَلٰي‎ (dediler ki:) “(Evet! Sen bizim Rabbimizsin!) ‎Şâhid olduk!” Tâ ki kıyâmet günü: “Doğrusu biz bundan habersiz kimselerdik!” ‎demeyesiniz.” (A’râf sûesi, 7/172) buyurarak hepimize:‎
‎“Elestü bi-Rabbiküm?” “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sorduğunda hepimiz ‎hiç tereddütsüz: “Belâ” dedik, yani “Elbette Sen bizim Rabbimizsin” dedik.‎
‎“Elestü bi-ilâhiküm” “Ben sizin ilahınız değil miyim?” diye sormadı. “Ben sizin ‎Rabbiniz değil miyim?” diye sordu.‎

Kur’ân’ın ilk inen âyeti; “İkra’ bismi Rabbikellezî halak” yâni “Yaratan Rabbi’nin ‎adıyla oku”, Kur’ân’ın ilk inen suresi olan Fatiha’nın ilk âyeti: “Elhamdü lillâhi ‎Rabbi’l-âlemîn” yani “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’adır” ile başlar ve Kur’ân’ın ‎son suresi olan Nâs sûresi de: “Kul eûzu bi-Rabbi’n-nâs” yâni “De ki İnsanların ‎Rabbi’ne sığınırım” ile başlar. Ve Kur’an-ı Kerîm’de Allah lafzından sonra en çok ‎zikredilen kelime “Rabb” kelimesidir.‎

Ve insan öldüğünde kabirde Münker Nekir meleklerinin sordukları ilk soru da; “Men ‎Rabbüke” dir, yâni “Rabbin kim?” sorusudur.
Her ânı ve zamanı kapsayan “Rabb”,  insana, Rabbi’nin adıyla, Rabbi’nin nâmına ve ‎Rabbi’nin yardımıyla okumasını gerekli kılmaktadır.‎

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar