Muhtelif ırka mensup ve dünyanın her tarafından gelen pek çok akvâmın (kavimlerin) cevelengâhı (dolaştığı yer) olan Anadolu’nun taksimât-ı dahiliyesi (iç bölümleri) bittabi gerek esas ve gerek mevki itibarıyla birçok tadilata uğramıştır.
Öyle anlaşılıyor ki en eski zamanlarda Anadolu şark ve garp olmak üzere takriben iki büyük kısma taksim edilmiştir ki, Kızılırmak mecrası hudut teşkil ediyordu.
İranlıların, Lidyalılarla muharebelerinden sonra eski taksimat bırakılmış ve istinatlı bir taksimat kabul edilmeye başlamıştır. Evvela “Ponytek” ve “Eziyatik” namlarıyla iki büyük taksimden sonra yirmi dört kısma ayrılıyor. İşte bu son taksim tarihlerde kabul edilen taksimdir. İşbu taksime göre vilayetimiz: Lisya – Pamfilya ve kısmen Terahiya, Kilikya ve Pisidiya kıtalarından ibarettir.
Bugünkü musahabemiz işbu taksimat üzerine devam edecektir. Lisya, “Telmessos=Fethiye”yi şamil olmak üzere “Kantos=Eşen” çayı ve Elmalı’nın üst tarafından geçerek şarka doğru uzanan mevhum hat Antalya körfezindeki “Reşat=Issız” adasının biraz cenubunda denize münteha olur. Bu hattın cenup tarafı Lisya sayılırdı. “Kantos=Kınık”, “Patara=Gelemen”, “Myra=Demre” ve “Fasalis=Tekirova” en meşhur şehirler idi.
İdare-i mutlakayı (mutlakiyet/monarşiyi) yıkarak yerine bir hükümet-i cumhuriye ikame edenler meyanında ilk safta Lisya’yı görebiliriz.
Pamfilya: Lisya hududundan başlar ve sahili karadan birkaç kilometre ihata ederek 80 kilometreden ziyade sahili hâvi olup Manavgat Çayı’nda nihayet bulur ki Olbiya, Lagoon, Adalya, Perge, Silyon, Aspendos ve Side meşhur şehirlerinden madut idi (sayılırdı).
Manavgat Çayı’ndan itibaren şarka, Adana’ya doğru imtidat eden (uzayan) havâleye Kilikya derlerdi.
Pisidya ise: Lisya ve Pamfilya’nın üst tarafındaki dağlık ve arızalı yerlerdeki Eğridir, Isparta, Burdur ve Yalvaç’ı da şamildi. Ramsay’ın (William Mitchell) 1883’de neşr ve Sterret tarafından ikmal edilen kitaplara istinaden Pisidya’da altmış şehir keşfedilmiştir ki en meşhurları: Antiochya, Karmina, Sagalassos, Selje ve Termessos’tur. Kreste ve Atina ile Roma kadınları için en nefis gül bağı yetiştiren Lisya ve dünyanın en meşhur ve sağlam gemileri, en nefis sırma ve ipek seccade ve halılarını imal eden ve üsera (esirler) ticareti ile şöhret bulan Pamfilya şehirlerinden şimdilik bahsetmeyeceğim. Bugünkü musahabemiz yalnız Pisidya’da oturan ilk sekeneye (yerleşimcilere) hasredilecektir. Bu hususta bittabi en eski tarihlere müracaat etmemiz icap eder. Doğrudan doğruya Pisidya hakkında ne Homer(os)’da ve ne de Heredot kitaplarında bir şeye tesadüf edilemiyorsa da Homer(os)’in İlyada’sında Pisidya’da en eski kavim tanılan muzaffer “Solim” kavminden bahsediliyor. Fakat o zaman Solim isminde müstakbel bir kavim ve millet malum olmadığından bunların Lisyalılardan oldukları zannediliyordu. Strabon, Heredot’a istinaden Pisidyalıları “Milyasa”lılara müsavi addetmiş ve bazıları Kabalyalılarla aynı millet olduklarını ve bir kısım müdakkikler (araştırmacılar) dahi müstakil bir kavim olduklarını iddia etmişlerdir.
Homer(os), Odissseia’sında Solim dağlarından bahsederken Toros Dağları anlaşılıyor ki Solim ismini Kilikya’ya da teşmil ediyor. Mamafih Solimler hakkında bizi en ziyade tenvir eden (aydınlatan) yine Starbon’dur.
Starbon kitabında: Pisidya, Pamfilya ve Lisya’nın nokta-i telâkisinde (buluşma noktasında) ve Antalya körfezinin zâviye teşkil ettiği mahallin üst tarafında bulunan zirvenin ismi “Solimos” olduğunu ve aynı zamanda “Termessos” şehr-i kadîmin üzerindeki zirve “Solimos” ismini taşıdığını söylüyor. Keza bu tepenin yakınında İlyada’da mezkur olan “Bellerofon”un kabri bulunduğu yazıyor. Fhilips Lupa (Charles), cilt 1, sayfa 24’de: “Pek eski bir zamanda “Bellerofon” Solimler üzerine Lidya’dan yürümüş ise de cesaretiyle meşhur olan Solimlerle ettiği muharebelerde telef olmuştur” diyor. Daha aşağısında Milyas ahalisini Lisyalılar gibi Solimlere mensup olduklarını söylüyor. Mamafih efsane mahiyetinde Homer(os)’un bahsettiği Solimlerin mevkilerini tayin etmek hususunda Starbon’dan daha mevsuk (belgeli, güvenilir) deliller elimizde mevcuttur. Termessos’da ve Ahırtaş’ta kitabeler buluyoruz ki burada mabud Solimos için bir din bulunduğunu bildiriyor. Aynı zamanda bu şehrin meskûkâtı (sikkeleri) üzerinde Zeus Solimos kelimesinin bulunması, işbu hakâyık-ı tarihiyeyi (tarihi hakikatları) daha mevsuk olarak (belgeli) ispat ediyor. (Devamı var)
Antalya Müze Müdürü Süleyman Fikri, “Teke Vilayetinde İlk Sekene”, Türk Yurdu Mecmuası, Teşrîn-i sânî 1928/Kasım 1928, 17. Sene, cilt 2-22, sayı 11-205, sayfa 28-29.
