Hâlenin biraz üstünde “Cenâb-ı Rasûlullâh aleyhi ve âlihi” yazılıdır. Hazreti Rasulün karşısında aynı vaziyette ve levha temâşagirane yüzünü çevirmiş zât Hazreti Ali’dir.
Hazreti Ali, hafif kırmızı cübbe giymiş ve dizleri üzerinde bulunan kınsız ve çatallı Zülfikar’ı iki eliyle tutuyor. Bunun da başında aynı sistemde hâle vardır. Biraz fevkinde “Allah’ın arslanı arz-ı dîdâr etti. Perdenin arkasında ne olursa gelir” mânâsında olan

yazılıdır.
Hazreti Muhammed’in biraz aşağısında dizi üzerine oturmuş ve Peygamberin elbisesi renginde cübbeli ve masumane bir vaziyette oturan Hazreti Hüseyin’dir. Hüseyin sağ eli göbeğine koymuş ve mini mini sol eliyle karşısında ve Hazreti Ali’nin alt tarafında oturan İmam Hasan’a bir şeyler söylüyor gibi vaziyettedir. Başı biraz sola doğru meyillidir.
Karşısında İmam Hasan aynı vaziyette ve babasının giydiği bür’e renginde bir cübbeyi labistir (giymiştir). Sağ elini göğsüne ve sol elini dizine koymuş bir çocuk vaziyetindedir.
Bunların her ikisi de hâleli olup birisinin başının üstünde İmam Hüseyin diğerinin İmam Hasan yazılıdır. Sarıkları ufak, takkeleri dilimli olmakla beraber fazla olarak bunlarda boyunlarından aşağıya doğru sarkıtılmış geniş ve yeşil taylasana benzer bir şeyler vardır.
Bu dört zâtın başındaki hâleler Hazreti İsa ve Meryem’in tasvirlerinde gördüğümüz yuvarlak hâlelerin aynı ise de tepeleri yukarıya doğru biraz sivridir. Yaldızlı hâlelerde yukarıya doğru birkaç ince ve kırmızı çizgiler uzanmıştır.
Ammar Yasir, Ebuzer, Hazreti Ali’nin biraz solunda ve Selman-ı Pâk ile Mikdad Hazreti Muhammed’in biraz sağında bir tavr-ı tazimkârâne (saygı duruşu vaziyetinde) ile elleri çaprazvari olarak ayaktadır. Selman, Peygamber’e daha yakın ve açık yeşil uzun elbiselidir. Mikdad, aynı vaziyette ve elbisesi kırmızımtırak, Ebuzer, Ali’ye yakın uzun cübbeli ve cübbenin altında uzun ince kırmızı ve beyaz çizgili Hama kumaşından mamül entarisi görünüyor.
Ammar Yasir’in elbisesi patlıcânidir. Dördü de aynı vaziyette hepsinin başında ince yeşil sarığı ile altı dilimli ve üzeri düğümlü takkeleri vardır. Hasan ile Hüseyin’den maadası (diğerleri) siyah ve seyrek sakallı olup Selman-ı Pâk’ın arkası biraz kanbur ve top sakallı bembeyazdır ki ihitiyarlığından kinayedir.
Levhanın sağ tarafından ve alt kenarında kırmızı mürekkeple yazılmış okuyamadığım Rumca bir imza ve 1877 tarihi mevcuttur ki resmi yapan Rumun imzası olduğu muhakkaktır. Resmin yazıdan iki sene sonra yapıldığı anlaşılıyor. Resim her halde diğer bir resimden kopya edilmiş ve belki de Rum eizzelerine (büyüklerine) mahsus bazı ilavelerde yapılmıştır.
Resimlerin üst tarafındaki ebyât:

Türkçe tercümesi:
“Varlık eli senin ettiğindir yâ Ali medet / Can u dilden senin muhibbinim yâ Ali medet
Haricilerin canına arslan gibi pençe vurucuyum / Hüseyin’in kanını talep ediciyim yâ Ali medet”
Sağ taraftaki beyit:

Türkçe tercümesi:
“Ali gibi civan Zülfikar gibi kılınç dünya ne görmüş ve ne de görecektir.”
Alt tarafındaki ebyat:

Sol tarafındaki beyit:

1294 yazılıdır. (Devamı var)
1.Parantez içi kelimeler şiirin aslı ile karşılaştırılarak tarafımızdan eklenmiştir.
Türkçe Anlamı: Âlemlerin var ettiği korulukta bir aslan vardı/Mustafa’nın düşmanları için bir aslan vardı
Dünya anası doğurmadı dünyada Ali gibisini/Galiba feleğin okluğunda sadece bir ok vardı
2. Yâ Ali! Yâ Ali! Sana feda olayım / Ben bastığın yerin toprağına kurban olayım. (Tercümeler için Prof. Dr. Mehmet Kanar hocama teşekkür ediyorum)
Antalya Türk Ocağı Tarihi Encümeni Reisi ve Müze Müdürü Süleyman Fikri, “Teke Vilayetinde Tahtacılar”, Türk Yurdu Mecmuası, Mayıs 1927, cilt 5, numara 29, s. 486-87.
