Akdeniz’de bir inci diyebileceğimiz Antalya’da yaşamak dünyanın neresinde olursanız olun imreneceğiniz bir histir.
Türkiye’nin her yerinden insanın adını duyduğu zaman bile mest olduğu. Dünya turizminde adını ilk 10’a yazdırmış kadim ve güzel olan Antalya hakkında konuşmak istiyorum.
Şehrin eski çağlardan kalma turistik bölgeleri, verimli ovaları, yaylaları, ayağımızın altında deniziyle huzur veren bir güzelliği var. Tabi bugün iyisiyle, kötüsüyle objektif bir bakışla anlatmak istiyorum.
Şiire yatkın birileri anlatırsa bu şehri size eğer cennetten bir köşe olduğuna ikna edebilir. Denizin kıyısından yukarıya doğru çıkan toros dağları size her mevsimde farklı bir manzara sunar. En batıdan en doğusuna meşhur sahilleri ve virajlı yollarıyla sizi uzak diyarlara sürüyormuşsunuz gibi hissettirir. Dönüp limanına inerseniz sanki geçmişe tanıklık ediyor gibi hissedersiniz. Bana göre böyle bir şehir. Üç kapılardan Kaleiçi’ne girerken sanki zamanda yolculuk yapıyormuş gibi bir his bırakır.
Denizinin bile bir ritmi vardır, uzun süre Antalya’da yaşamış insanlar bilir. Denizin ne zaman hareketlenip ne zaman durulacağını. Sabahları çarşaf gibi dümdüz olur ve siz de tıpkı yatağınızda uzanırmışçasına tadını çıkarabilirsiniz. Sonra çıkıp güneşin maviden teninize vurmasının tadına varırsınız.
Antalya’nın belki havasından, belki de geçmişinden taşıdığı bir sıcakkanlı tavrı vardır. Geçmişteki kadar olmasa da genel olarak insanlar birbirine anlayışlı ve ince davranır. Şimdilerde dönemin getirdiği kalabalık ve sorunlardan kaynaklı olarak azalsa da bu böyledir.
Şimdi “Bunca güzelliğin içinde Antalya’da ne gibi bir olumsuzluk var?” Ya da, “Madem bu sorunlar var neden övgüler sıraladın?” diyebilirsiniz.
Bu durumda önce olumsuzlukları yanıtlamak gerekiyor tabi. İnsan kalabalığı arttıkça birbirinden kopan bir toplum var. Mevcut kalabalığa yetişemeyen bir altyapı ve düzeni var. Toplu taşımalarda özellikle otobüs kullanmak zorunda olan insanların mevcut trafiği göz önünde bulundurunca çok sorun yaşadığı biliniyor. Otobüslerin sağdan gitme zorunluluğu ve alt geçitleri kullanmada kısıtlanması da bu ipin ucunu kaçırıyor. Tramvay tercih edenlerin de zaman zaman çin metrosuna benzediğini söylemek yalan olmaz.
Şimdilerde yaşanan trafik yoğunluğu için bakanlık tarafından adımlar atılmış olsa bile toplu taşımaya teşvik eden çalışmalar olmadığı sürece bu yoğunluk katlanılmaz bir hale geliyor. Bölge bölge değişkenlik gösteren bozuk ve çukurlu yollarına bazı önemli aktif noktalarda da insanları zor durumda bırakıyor. Bunların akabinde kışa yatkın bir şehir olmadığı için, aşırı yağmurlarda altyapılar yetersiz kalıyor ve birçok vatandaşı mağdur duruma düşürüyor.
Turizmde etkin rol oynaması ve özellikle Rus-Ukrayna vatandaşlarının büyük ilgi gösterdiği bu şehirde bir de emlak sorunları boy göstermeye başladı. Bu durumda ev alanlara vatandaşlık veren yasaların çok büyük payı var. Çünkü bu şehir tam insanların yaşamak isteyeceği güzellikte ve çok popüler bir konumda.
Geçtiğimiz aylarda yine yabancı uyruklu vatandaşların artışından kaynaklı olarak birçok izinsiz yabancı çocuklara okullar açıldı. Gündem olmasının ardından birçoğu kaptılsa da yerel halkın haklarının korunması konusunda biraz eksiklikler yaşıyoruz.
Yaşanan bu sorunlara zamanında ve usulüne göre hem bakanlıkların hem de yetkili belediyenin müdahaleleri olursa Antalya refah seviyesi de giderek yükselecektir. Umarım altın değerindeki bu güzelliğin kıymeti bilinir. Bunca soruna rağmen bu şehirde yaşamak kaçınılmaz bir güzellikte. Kendiniz veya sevdiklerinizle elbet bir kaçış noktası bulabilir ve şehrin tadını çıkarabilirsiniz.

ÇOK İYİ AÇIKLANMIŞ DURUM
Antalya’nın hem güzelliklerine bizi çeken yönlerine, hem de yaşadığımız bu şahane şehrin yoran yıpratan taraflarına değindiğiniz için çok teşekkürler. Kaleminize sağlık.