Türkiye’de toplumsal bir felaket yaşandığı anda ülke gündeminin merkezine oturmayı başaran konulardan birisi GSM operatörleri oluyor. İnsanlar uzakta olan aileleriyle temas kurmak ve durumundan haberdar olmak için telefonuna sarıldığında örnekleriyle gördüğümüz gibi ulaşamıyor.
Ben daha önce GSM ve internet sağlayıcıların fahiş fiyatlara kötü hizmet sunduğu konusuna farklı yazılarımda değinmiştim. Günümüzde tekrar gündem olmasıyla beraber bu sefer bu fahiş fiyatlara rağmen verdikleri kötü hizmetin gözler önünde olmasıyla ilgili tekrar yazmak istiyorum. Maliyetinin çok üstünde aldıkları ücretler yetmediği gibi insanları zaman zaman çeşitli yöntemlerle yeni taahhütlere de zorluyorlar. Bu konuyla ilişkili önceki yazılarımın başlıklarını da aşağıya ekleyeyim.
‘Sabit hizmet zamlı fiyat’
‘Telefon ve internette operatör tuzağı’
Şimdi gündemimize dönelim.
Özellikle GSM tarafında bariz sorunların olduğunu biliyoruz. Depremlerin ve diğer toplumsal sorunların yanı sıra aldıkları fiyatlara göre normal günlerde bile sorunlar çıkartıyorlar. Sosyal medyada, televizyonlarda ve yaşadığınız şehrin her yerinde yanıltıcı ve güzelleme reklamlarını görebilirsiniz. Bu reklamların hemen hepsi, “Her yerde, her zaman çeker” tarzında olur. Bunun bir yalan olduğunu toplum olarak artık görmüş ve anlamış olmamız gerekiyor.
Bugün bunun tam tersini savunan karşıt görüşler mevcut fakat bu görüşte insanlara sormak isterim.
Deprem veya herhangi bir felaket anında bölgede bulunan bir yakınınıza ulaşamasaydınız ne düşünürdünüz?
Dünya üzerinde 10G teknolojilere geçişlerin başladığı, farklı teknolojilerin üretildiği ve geliştirildiği 2025 yılında ülkemizde bu sorunları yaşamamıza kim müsaade ediyor?
Özellikle farklı deprem bölgelerinde ve diğer şehirlerde çoğu operatörün baz istasyonlarını sağlam kuleler veya özel alanlar yerine normal binaların üstüne yaptığını görüyoruz. Bir işi başında yanlış yapmak, bu yanlışı devam ettirmeyi gerektirmez. Bugün bu kötü hizmet ve fahiş fiyatlara rağmen bu konuda adımlar atılmasına tepki göstererek ön ayak olmazsak, yarın başımıza geldiğinde ses çıkarmaya hak bulamayız.
Altyapı ve düzenin daha düzenli sağlanması için maliyeti göze alıp büyük değişikliklere adım atmak zorunda olduklarını hatırlatmakta fayda var. Operatörler bunu sağlamayı reddediyorsa yetkililerin bu konuda ciddi tepki göstermesi ve yaptırımlar uygulaması gerekiyor. Özellikle yoğun nüfuslu ve sıkışık düzeni olan şehirlerde bulunan yapılanma tamamen gözden geçirilmelidir. İstanbul atlattığı 6,2’lik depremle beraber konumuza en net örnektir.
Günümüzde telefon veya internet kullanımlarının afetler dışında hayatın her anında ihtiyaç olduğu bu dönemde kullanıcısını mağdur eden bir sistem kabul edilemez. Çeşitli şikayet sitelerinde ve sosyal medyada binlerce şikayet olması da bu durumu kanıtlar nitelikte. Şikayet için aradığınızda ulaşamadığınız fakat taahhüt süreniz dolarken taciz edilircesine arandığınız operatörler bugün sadece cebini düşünüyorlar.
Sosyal medyada taraflı kişilerce yapılan çeşitli güzellemelere aldanmamak gerek. Kendi ceplerini bu şekilde dolduran birçok kişi mevcut. İnternet alemine aşina olan kullanıcılar tarafından bu kişiler ayırt edilebiliyor olsa da çoğunluk bu durumun farkında olmadan bu kişilerin ekmeğine yağ sürüyorlar.
Kısacası konuyla ilgili olarak şunu söylemek istiyorum.
Yarının güvenliği için, dünün tehdidine kulak vereceksin.
Saygılarımla.

Keşke yazılarınızı dikkate alan birileri olsa da sorunlar giderilse