Bugün ülkemizde yaşanan olaylar ve ihmalleri konuşmak istiyorum. Gündemin ışık hızıyla değiştiği Türkiye’de insanların gündelik hayatı bile korku içerisinde geçiyor.
Neden mi?
Gündemde bulunan yoğun 3’üncü sayfa haberlerinden. İhmaller üzerine gerçekleşen çeşitli kazalarda her güne daha fazla şok eden farklı bir ölüm haberiyle uyanıyoruz. Geçtiğimiz gün Samsun’da yaşanan heyelanda, toprakla birleşik olarak yapılmış bir oto yıkama alanının altında bir aile kaldı. Ne kadar anlamsız geldiğini sizlere anlatamam ama sizlerde eminim benim gibi hissediyorsunuzdur.
Olayın üzerine yapılan açıklamalar da bu durumla ilgili tespit olduğunu fakat hiçbir önleme tabi olmadığını gözler önüne seriyor. Olay yüksek seviyede bir umursamazlık duygusu uyandırıyor.
Bu tarz olayların ardından bazı kişilerce özellikle sosyal medya ikiye bölünüyor. İhmaller konuşulmadan, “eceli gelmiş” gibi yorumlarda bulunanlar oluyor. İhmallerin insanları hayattan koparmasını hiçbir zaman ve asla kadere bağlayamazsınız. Düzenli incelemeler, tedbirli yapılar, sıkı denetimler olduktan sonra yaşanan bir olay olsaydı elden gelen bir durum olmaktan çıkardı. Bugün yaşanan birçok olayda ihmallerin göz önünde olduğuna herkes şahit oluyor.
Tabi sadece ihmaller yaşanmıyor ülkemizde. Yazımın başında insanların artık gündelik hayatında bile korku içerisinde yaşadığından bahsetmiştim. Bunların nedenleri olarak; Adam yaralama, özgürlüğünden yoksun kılma, cinayet, tehdit, darp, şantaj, taciz, çeteleşme, haraç vb. saymakla bitmeyecek tehdit unsuru var. Yazarken bile yorulduğum ve tüylerimi diken diken eden bu sorunlar Türkiye’de artık aşırı normal bir konumda yer alıyor. Bu olaylardan dolayı da insanlar ya çok antipatik bir hale geliyor ya da çok umursamaz bir tutum sergiliyor.
Güncel Türkiye’de özellikle sosyal medya üzerinden gündemi takip etmek çok stresli bir durumdur. Sürekli olarak bunu yapıyor olmakta cidden her zihne uygun değildir. Huzur, güven ve mutluluk duygularını uyaran neredeyse binde bir denecek gelişmeler yaşanıyor.
Şimdilerde sıkça dile getirilen doğum oranındaki düşüşte tam olarak bu ihmal ve tehditlerden kaynaklı ortaya çıkıyor. Bugün yakın çevrenizde dahi çocuk yapmaya endişeli olduğunu dile getiren çiftlere sıkça denk gelebilirsiniz. Böyle bir huzursuzluk ortamında çocuk yetiştirebileceğine inanmayan, endişeli olan ve ekonomik sorunları da üstüne koyan bir nesil yaratıldı.
Özellikle son dönemde internette ve sosyal çevrelerde insan canının bir değeri olmadığını dile getiren bireyler ve topluluklar ortaya çıktı. Yukarıda bahsettiğim konular bu çevreleri oluşturan faktörlerdir. Ülkenin karmaşık siyaset yapısı sebebiyle gündemin çok hızlı değişmesinden ötürü, insan yaşamının siyaset üstü olduğunu hatırlamakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Gündemi ele alırsak günümüzde tozpembe bir yaşam hayali kurmak gerçekten zor. Anlattığım tehdit unsurlarının olmadığını varsayarak, gündemi takip etmeden ve tehditlerin farkında olmadan yaşamak neredeyse imkansız. En sağlıklı insanın bile kendini güvende tutmak için biraz paranoyak yapıda düşünmesi gerekiyor. İnsan bazı şeylerden endişe duymalı ve korkmalıdır en azından ben böyle düşünüyorum. Sonuçta korku insanı hayatta tutan en önemli faktörlerden birisidir.
Gönül ister ki böyle sıkıntıların içerisine düşmediğimiz bir ortamda yaşayabilelim fakat mevcut durum biraz endişe verici. Sevdiklerimizi ve kendimizi düşünmek zorundayız. Sıkı denetimlerin artırılarak ihmallerin önlenmesi, asayiş düzeyinin artırılarak suçların önlenmesi en büyük temennimiz.
