Türkiye’de geçmişten bugüne, küçükten büyüğe futbola aşırı ilgi var. Sokak araları, okul bahçeleri, koridorlar veya aklınıza gelebilecek her yerde top oynamaya imkan sağlayan bir ortam yaratılır. Futbol ülkemizde hem en çok konuşulan hem de en çok tercih edilen spor dalıdır ayrıca.
Önceki yazılarımda da genel olarak spor dallarında altyapı yetersizliği yaşandığından söz etmiştim. Şimdi bunun neden yaşandığını yeni kuralı da kapsayacak şekilde anlatmak istiyorum.
Antalya’dan örnek verecek olursak 3 milyona yaklaşan nüfusu ile Antalya amatörden profesyonele uzanan yolda birçok sporcu barındırıyor. Geçmişte kendim de sporla uzun yıllar ilgilendiğim için düzen ve işleyişiyle ilgili bilgi sahibiyim. Amatör spor kulüplerinin çoğunda yaşlı denebilecek olgunlukta oyuncular tercih edilir ve tecrübeli diyerek gençler genellikle kulübede tutulurdu.
Geçtiğimiz günlerde profesyonel arenanın ilk kademesi “3. Lig” için açıklanan yeni kural bu duruma isabet bir karar oldu. 31 Aralık 2000 ve öncesinde doğmuş olan en fazla 5 futbolcuyu lisanslayabilecekler ve bu sayede daha genç oyuncuların önü açılmış olacak. Bu kurala, 3. Lig’de yerleşmiş ve artık gelişimden ziyade geçinme durumuna geçen birçok sporcu tepki gösterdi. Hatta bazı ünlü profesyonel futbolcular da bu tepkileri destekleyen mesajlar paylaştı.
Şimdi ben niyet olarak kimsenin açıkta kalmasından veya işinden olmasından taraf değilim fakat gelişen dünyada 16-17-18 yaşında çocukların dünya yıldızı olup takımlarını taşıdığını gördüğümde bu kuralın yavaş yavaş genişletilmesi gerektiğine inanıyorum.
Az önce bahsettiğim gibi ilk basamak amatör kulüplerde bile yaşanan bu durumdan kurtulmanın en doğru yolu bu kural olacaktır. “Profesyonelden önce amatör liglerde bu kural başlanabilir miydi?” derseniz kesinlikle evet. Amatör liglerde genç oyuncu oynatma zorunluluğu gibi bazı kuralları bulunsa da asla yeterli bir genç teşviki bulunmuyor. Aksine futbolda “papaz” diye tabir edilen kişi veya kişiler takımda barındırılarak gençlere de eziyet oluyorlar.
Şimdi TFF’nin attığı bu adımla beraber neler yaşanacağını ve tepkilerin ne kadar büyüyeceğini kestirmek zor fakat 25 yaş ve altı sporcuların daha çok şans bulacak olması iyiye işaret ediyor.
Ben bu ülkede futbolda gelişimin önüne geçen birçok engelin bulunduğunu bizzat yaşadığım için de biliyorum ve benimle aynı düşünen çok fazla insan olduğunu da. Sadece Antalya’da bile imkanı olmayan, elinden tutulmayan, torpili bulunmayan birçok yeteneğin gözler önünde eriyip gittiğine bizzat yıllarca şahit oldum. Bu çocukların en büyük ihtiyaçlarının torpil veya para değil, daha çok altyapı desteği ve doğru yönlendirme olduğunu anlamak ve de anlatmak gerekiyor.
Bunların yanı sıra değinmek istediğim farklı bir konu var. Özellikle sözüm Antalya Büyükşehir Belediyesi için. Farklı şehirlerde örneklerine denk geldiğim fakat Antalya’da neredeyse hiç rastlamadığım ücretsiz halı saha hizmeti. Isparta’nın bile birçok yerinde tamamen ücretsiz kullanılabilecek halı saha bulunurken Antalya gibi bir şehirde bulunmaması anlaşılmaz bir durum. Çocukların gelişimi ve yetişkinlerin haftalık eğlenceleri için kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğuna inanıyorum. Umarım ilerleyen süreçte bu durum için bir yapılanmaya gidilir. Mahalle aralarında bulunan kumdan sahalar çok rahat bir şekilde halı sahalara dönüştürülebilir.
