Coğrafyası birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış bu topraklarda, bir ulusun kaderine etki etmek büyük bir gayret ister. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde neredeyse tüm ulusların hedefi olmuş bu topraklar için tabiri caizse bir kurtarıcıya ihtiyaç vardı.
Neyse ki o bizimleydi.
1881 yılında hayata gözlerini açmış sarı saçlı, mavi gözlü bir çocuk hayatının geri kalanını bir geleceği inşa etmek adına harcayacaktı. Bunu yaparken beklediği bir ücret, şahsına özel ihtiyaçlar veya bir unvan yoktu. Sürekli ileriye bakan, geleceğe odaklanan, çevresine örnek bir genç olarak yaşadı. Başarılı olmaması için birçok neden vardı fakat başarılı olması neredeyse imkansıza yakın görülüyordu. Çocukluğundan gençliğine kadar kendisini geliştirmeye adamış, askeri eğitimler almış ve bunda da çok başarılı olmuştu. Vatanı uğruna sayısız mücadeleye katılmış bu bir çift mavi göz, bu topraklar için her şeyi yapmaya hazırdı.
Yaptı da.
Kimden bahsettiğimi tarih veya isim vermesem bile anlayacağınız birisinden bahsediyorum evet. Birkaç betimlemenin yeteceği bir adamdan. Bertaraf olmakta olan bir ulusun kuytularında parlayan ve yükselen bir elmastan. Sayısız ambargo, sayısız tehdide karşı dimdik ayakta hürriyet aşkıyla yanıp tutuşan bu adam bütün dünyada Türk’ün adından saygıyla söz ettirmeyi başarmak istedi.
Başardı da.
Bugünün güçlü Türkiye’si olabildiysek, sınırlarımızda bayraklarımız rüzgarı yırtarcasına dalgalanıyorsa hala bu omuzlara binmiş yüklerin payından herkes haberdar demektir. 57 yıllık bir serüvenin neredeyse tamamını öğrenmeye, gelişmeye, çalışmaya ve yükselmeye adamış yani inanmış bir adam ve arkasında her şeyini feda etmiş asla yılmamış bir toplumdan bahsediyoruz evet.
Gençliğini hiçe saymış, harpten harbe koşmuş bir askerdi o da. Sen, ben gibi sıradandı yola çıktığında. Ama yola çıkmaktan ziyade ne niyetle çıktığın önemlidir. O’nun niyeti vatanını ve üstündekileri korumak ve de yüceltmekti.
Yüceltti de.
Her insan bir şekilde yaşar ve hayatını idame ettirebilir, herkes bir unvana sahip olabilir ama herkes arkasına kendine güvenen koca bir ulusu alacak güveni veremez. Yani herkes lider olamaz. Çanakkale’yi geçirtmeyen, İzmir’i düşürtmeyen, Hatay’dan vazgeçmeyen o adam evet. Cumhuriyet parolasıyla, bağımsızlık iradesiyle, sayısız devrim ve inkılaplarıyla yaşamış, kendinden vazgeçmiş bir adam. Tam 57 yıllık hayatına onlarca savaş, madalyalar, kitaplar sığdıran. 1881’den 1938’e kadar yaşadığı hayatında tarihin akışını değiştiren o inanmış lider. Her zaman izinde yürüyeceğimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Başöğretmen, Mareşal, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 86. yıldönümünde saygıyla anıyoruz.
Oğuzhan BOZAĞAÇ

Kelimeler, cümleler onu anlatmaya asla yetmedi yetmeyecek. Bu toplum bu yazıları yazarak onu anlatmaya hep devam edecek. Kaliteli bir yazı olmuş tebrik ediyorum Oğuzhan Bey.