Günümüzde Türkiye’nin yaşadığı büyük sıkıntılardan birisi şüphesiz ki kimsesiz çocukların trafik ışıkları ve benzeri yerlerde dilendirilmesidir. Özellikle Türkiye’ye yapılan göçlerden sonra bu çocukların oranı da giderek arttı ve artıyor. Bunu bir tehlike olarak görmeminse birçok sebebi var. Sadece kimsesiz çocuklar tarafından oluşmayan bu listeye kendi çocuklarını sokaklarda dilendirenler de giriyor.
Küçük yaşta sokaklara bırakılarak dilencilik, hırsızlık, şiddet gibi olayları icra ettirilen bu çocukların sayılarının da çok fazla olması sadece bugünü değil, geleceği de tehlikeye atıyor. Trafik ışıkları, turistik bölgeler, restoranlar, bazen evin kapısını bile çalanlar. Bunun temelinde yatan sorun geçmişten bugüne bu durumu iş kolu haline getirmiş olan ve eli ayağı tutmasına rağmen çalışmayan ebeveynler ve onların atalarıdır. Bu durumun daha da iç acıtan kısmıysa bazı çocukların kaçırılıp farklı şehirlerde bu olaylara zorlanmasıdır. Geçmişte Türk dizilerinde de yer bulan çocuk kaçırılma olayları maalesef günümüzde de gerçekleşiyor.
Çocuk çeteleri ve ebeveynler tarafından sokağa salınan bu çocukların ileride faydalı bir birey olması asla beklenemez. Çekirdekten bu tarz bir yaşama maruz bırakılmış bu çocukların suça karışma oranı da çok fazla. 5 ila 20 yaş gibi bir aralığı olan ve hayatı bu şekilde geçmiş bireylerin topluma verdiği rahatsızlığın bugünlerde haddi hesabı yok. Sokaklarda dilendirilerek büyüyen/büyütülen bu çocukların birçoğu yaşları ilerledikçe, suç çetelerine üye olmaktan da geri durmuyorlar.
Özellikle Adana gibi adı çıkmış veya İstanbul gibi büyük bir şehirde türeyen bu çeteler, bu çocukları bünyelerinde bulundurmaktan çok memnun gözüküyorlar. Sadece dilendirilen veya zorlanan çocuklardan oluşmadığı da bilinen bu çeteler, yine 5-15 yaş arası çocukları özendirerek bünyelerine katıyorlar. Çeteleri övgüyle anlatan, uyuşturucu, silah vb. şeylere özendiren dizi ve filmler de bu olayların tuzu biberi oluyor. Daha sonra bu çocuklar haber bültenlerine konu olan mekan kurşunlama, suikast, şantaj ve hırsızlık gibi olaylara imza atıyorlar. Bugünlerde türeyen ve isimleri sosyal medyada sık sık gündem olan bu sokak çeteleri giderek popüler oldular. Bu nedenle bahsettiğim yaş aralığındaki çocukları himayesi altında bulundurması, onlara güç ve para vadederek suç işletmeleri geleceğin en büyük tehlikesidir.
Geçenlerde bu çocuklarla bir kahve işletmesinde otururken yaşadığım bir olaydan da örnek vereceğim; Kahve içerken elinde tespih ve bilezikle yaklaşan ve maksimum 7-8 yaşlarında olan bir çocuk ondan bir şey almadım diye ağıza gelmeyecek şeyler söyledi. Oturduğum yerden kalktıktan sonra yolda tekrar denk geldiğim bu çocuğun yanında kendisi gibi 2 çocuk daha vardı. Bu sefer onlara anlatmış olacak ki saçma sapan hareketler sergileyerek yanımdan geçtiler. İşte tam da bundan bahsediyorum.
Çekirdekten yetişen bu tehlikelere dur demek için sokaklara düşürülen bu çocukların temelinde kimlerin yattığını belirlemek, daha sonra bu çocukları devlet himayesi altında eğiterek topluma ve ülkeye faydalı bireylere dönüştürmeliyiz. Hatırı sayılacak oranda bu tarz uygulamalar olsa bile daha da sıklaştırarak ilerisi için potansiyel suçlu üretimini engellemeliyiz.
