Türkiye’de özellikle son yıllarda yaşanan ekonomik krizin derinden etkilediği bir durum var.
Hobi edinememek.
Gencinden, yaşlısına bütün vatandaşın ve bizzat kendimin de dert yandığı bir konu aslında. Futbol, tenis, dağcılık, spor salonu, dalış, müzik veya aklınıza gelebilecek sayısız hobilerin tamamı bir maliyet ve bunu karşılayabilecek ekonomiye sahip aile sayısız çok alt seviyelerde. İnsanların sosyalleşmeye, kendisine bir şeyler katmaya olan ihtiyacının önüne geçen yegane sebep bu hobileri edinebilecek güce ve vakte sahip olamamasıdır. İnsanlar hobileri için bütçe ayırmanın planlarını yaparken her geçen gün aklınıza gelebilecek neredeyse her şeye zam gelmesi de cabası.
Ekonominin yanı sıra iş veya mesai saatlerinden vakit kalmaması, aşırı yorgunluk, stres vb. durumlar nedeniyle insanların iştahının kaçması da değinilecek ayrıca bir durumdur.
Mesela vatandaşların halı saha aktivitesi yapmak için 1 saat olan maç ücretine kişi başı minimum 150 Türk Lirası ödemek zorunda olması bu duruma büyük bir örnektir. Spor salonlarının ücretlerinden hiç bahsetmiyorum fakat sporla beraber sağlıklı beslenmeyi hedefleyenlerin temel besin ihtiyaçlarını karşılaması bile eziyet haline dönüşmüş durumda. Türkiye’de bir insanın hobi edinmek için kazanması gereken ücret bir kenara, hayatta kalmak için kazandığı ücret bile içler acısı halde. Ülkemizde hobi edinmeyi, dışarıda vakit geçirmeyi, kendimizi iyi hissettirecek şeyler almayı ‘lüks’ olarak yorumlayan bir kitlenin olması ve her şeyi bu kadar kolay sineye çekmeleri neden bu tarz sorunlarımızın olduğunu açıklar nitelikte. Hadi diyelim ki hobiler ve özel istekleri görmezden geldik ama öğrencilerin akademik hayatına katkıda bulunabilmek için aldığı kitapların bile fiyatları ulaşılamaz halde. İkinci el kitap arayan öğrencilerin olması ne denli yetersiz kaldığımızın yansımasıdır.
Temel eğitim ve yeme-içme ihtiyaçlarına yetişmekte çektiğimiz bu zorluklar varken hobi edinmekten çekinir olmak kaçınılmaz bir durumdur. Özellikle önceki kuşaktaki insanların öğrencilik dönemlerine baktığımızda birçoğunun çoğu aktivite ve hobiden uzak kalmadan okuduklarına şahitlik ediyoruz. Bunun temel nedeniyse gelir düşük olsa bile alım gücünün fazla olmasıydı. Şimdilerde bir şey almak veya yapmak için bir bütçe planlıyorsunuz ama siz hedefinize ulaştığınızda ödemeniz gereken ücret neredeyse 2 katına çıkıyor. Bireylerin akıl ve ruh sağlığını zinde tutabilmesi için sosyalleşmeye, hobiler edinmeye ve kendisine vakit ayırmasına ihtiyacı var. Bu yüzden temennimiz alım gücünün artırılması, piyasadaki haksız rekabetin son bulması, haddinden fazla zamlı ürün veya hizmet sunanların cezalandırılmasıdır. Çünkü kur oranlarının yükselişine göre zam yapanlar asla düşüşüne göre indirim yapmıyorlar. Dengeyi korumak, insanı önemsemek ve refahı yükseltmek devletimizin asli görevlerinden birisidir. Umarım zamanla bu düzeni sağlayacak gelişmelere şahitlik ederiz.
