Hepimiz hayatımızın büyük bir kısmını öğrenci olarak geçirdik ve çeşitli stres, kaygı gibi durumlara maruz kalarak büyüdük. Bugün yazımda özellikle üniversite öğrencilerinin son dönemlerini okurken yaşadığı kaygılara dikkat çekmek istiyorum. Şahsen ben daha geçen sene mezun olacağım dönemde yaşadığım duygulardan yola çıkarak, ‘mezun oluyorum ama şimdi ne yapacağım?’ sorusunu kendime defalarca sordum. Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunları göz önüne getirecek olursak, enflasyon, işsizlik, çeteleşme ve şiddet, adam kayırma vb. sayısız sıkıntıların arasında eğitim ve öğrenim almaya çalıştığımız bu dönemde bir de mezuniyet sonrasında nasıl geçineceğimizi dert etmeye başlıyoruz. Bazı insanlar bu tür sorunlarla karşılaşmasa da yüzde olarak düşünecek olursak belki yüzde 80’lik bir kısım bu sorunu bizzat yaşıyor. Çeşitli bunalım ve streste bu şekilde boşta kalma korkusundan ortaya çıkıyor.
Özellikle son dönem üzerinde gittikçe yoğunlaşan bu gelecek kaygısı, açıkta kalma korkusu, aileye muhtaç yaşama düşüncesi gibi türlü düşünceler, bireyi daha da içinden çıkılmaz bir duruma sokuyor. Ülkemizde çok iyi okullarda aşırı donanımlı yetişmiş öğrencilerin bile yaşadığı bu kaygının temel nedeni az önce de bahsettiğim sorunlardır. Tahsilini tamamlamış ve ciddi donanımlar edinmiş insanlar bile artık işsiz kalacağını düşünerek mezun oluyor. Sosyal medya platformları üzerinden izlediğimiz birçok öğrenci röportajında öğrencilerin yüksek oranda yurtdışına çıkmak istediğini, çıkamasa bile yurt dışı tabanlı bir şirkete mensup olmak istediğini söylüyor. Türkiye’de refah seviyesinin düşüklüğü, işverenlerin çalışanlara olan haksız tutumları, ağır çalışma şartları ve mobbing dedikleri aşağılama kompleksleri bireyleri ülke dışında faaliyet göstermeye sürüklüyor. Ülkemizde geleceğimiz olarak görülen ve eğitim-öğrenim hayatını sürdüren gençlerimizin bu psikolojik bunalımdan derhal kurtarılması gerekmektedir. Sanat, zanaat, bilim, teknik ve saymakla bitmeyecek birçok bölümden mezun olan bu gençleri kendi ülkemizde istihdam ettiremezsek, ülke olarak içinde bulunduğumuz sorunlardan kurtulamayız.
Benim çevremde de dahil olmak üzere ortaokul itibariyle başlayan sınav ve gelecek kaygısı bunalımları, okul bitince yapacak ne var? Ne iş yapacağım? Yaşamımı nasıl sürdüreceğim? gibi sorunlardan geleceğimiz olacak genç bireyleri uzak tutmalıyız. Son olarak bahsetmek istediğim bir diğer konu, öğrencilerin öğrenim gördüğü hocalarından caydırıcı söylemler duyması, bireysel inatlaşmalar sebebiyle derslerden geçilememesi veya aşağılama durumları vb. olaylar. Tabi ki öğrencilerin hocalarına karşı yaptığı saygısızlıklar, tiye alma durumları hatta bazen gördüğümüz şiddet olayları gibi sorunlar da var fakat hem öğrencinin hem de eğitim veren öğretim görevlisi hocalarımızın birbirine karşılıklı saygı göstermesi ve bireysel sorunları eğitim hayatına yansıtmaması gereklidir. Bu tip durumların çözümü aradaki dengeyi kurmak için hem öğrencinin hem de öğretmenlerin sesine kulak verip sorunları ortadan kaldırmak ve hatırı sayılır denetlemeler yapmaktır. Geleceği kurtarmak, gençleri kurtarmaktan geçer.
