Ramazan ayının gelmesiyle beraber kaleme almak istediğim bu yazıda başlıkta da göreceğiniz gibi en çok, “Nerede o eski ramazanlar” cümlesini duyacağız gibi geliyor. Nedeniyle ilgili gösterilebilecek birçok sebebimiz de var aslında.
İslam dininin 5 temel kuralından birisi olan oruç tutmak bu ay içerisinde icra edilir. Eskiden ramazan ayı denildiğinde akla gelen şeyler; Birlik, beraberlik, dayanışma ve yardımlaşma gibi özelliklerle anılan ve eğlenceli geçirilen akşam sofralarıyla anılırdı.
Şimdilerde ne değişti?
Son zamanlarda Türkiye’de hangi konudan bahsedersek bahsedelim sonuçta vardığımız nokta neredeyse her zaman siyaset ve politika oluyor. Şimdi yaşanan bu değişimlerle ilgili vereceğim örneklerde bu konular üzerinden olacak.
Nüfusun artması, beton yığınlarıyla dolan şehirler, komşuluğun ve kültürün yitirilmesi, insanların mutsuzluğu bu konuda ipuçları veren ciddi örnekler. Bu anlattıklarımla beraber ülkede yaşanan kaos ortamı ve insanların birbirlerine karşı tahammülsüzlükleri paralel olarak artış gösterdi. Komşusunun hastalığında eve yemek götüren ev işine yardım eden toplumdan, çamaşırı balkonuna düştü diye kavga eden bir topluma evrildik.
Üst üste, kat kat yapılmış binalar ve bu sıkışmışlık bunu tetikleyen en büyük unsur. Ses yapıyorsun tartışmaları, park yeri kavgaları, alan kullanımıyla ilgili sıkıntılar ve aklınıza gelebilecek kendi yaşadığınız sorunları da sayabilirsiniz.
Teknoloji kullanımı artışından bu yana insanların sadece elde ettiklerini göstermeye çalışması, kendisini sosyal mecralarda kanıtlama ihtiyacı duyması nedeniyle ortaya çıkan iletişimsizlik, bugün bu birlikteliğe ciddi zararlar veren bir diğer etkendir. Şimdilerde birçok ebeveynin dert yandığı ve halk arasında ‘tablet çocuk’ olarak nitelendirilen çocukların da büyük bir kısmı bu geleneği taşıyıp aktarabilecek gibi durmuyor.
Hepsinin yanı sıra ekonomik buhranlar yaşayan dar gelirli kesimlerin kendi evine aş götüremediği bir dönemde başkalarını davet edip yemek vermesi ve beraberliği pekiştirmesi de beklenemez. Kültür aktarımını ve dayanışmayı artırmanın en açık yolu refah seviyesini yüksek tutmaktır. Halkın beli büküldüğü ve orta kesimin bulunmadığı bu dönemlerde, özellikle teknolojiyle herkesin birbirine temas edebildiği bir dünyada bu kültür aktarımı imkansıza yakındır.
Ülkenin bazı bölgelerinde bu kültür hala sıkı sıkıya işliyor olsa bile, metropollerde coşku ve istek olmadığını söylemek yanlış olmaz. Burada anlatmak istediğim şey dini inancınız olsun olmasın, yaşanılan eski ramazanların tadı ve neşesini belki de tekrar yaşamak mümkün olmayacak. İnsanın insanı sevdiği, birlikteliği desteklediği, paylaştığı ve yardımlaştığı günleri yeniden görmek ümidiyle. Hayırlı ramazanlar dilerim.
