Günümüzde yaşanan nüfus yoğunluğu, trafik ve kurye ihtiyacı nedeniyle motor kullanıcılarının sayısı hızla artış gösteriyor. Şehir planlamalarının nüfusa uyumsuzluğu ve kalabalık trafiğin oluşturduğu zaman kaybı da tüm vatandaşlar için ciddi manada sinir ve stres kaynağı oluyor. Son zamanlarda giderek artan motor ve binek araç sahiplerinin arasındaki gerginlikse gittikçe yükseğe tırmanıyor.
Sinyal vermeden motorcuların önüne atlayan araçlar, araçların kör noktalarından geçiş yapan motorlar sürekli olarak bir tartışma halinde ve zaman zaman çok büyük sonuçlar doğurabiliyor. Buna en yakın örneklerden birisi geçtiğimiz gün İstanbul’un Pendik ilçesinde yaşanan ve sonu ağır biten trafik anlaşmazlığıdır. Sosyal medya üzerinde yayılan ve öncesinde tam anlamıyla ne yaşandığı bilinmeyen tartışma, kuryenin binek aracın dikiz aynasını kırmasıyla başlıyor, daha sonra araç sahibi kuryeyi ezmek amacıyla düşürerek iki araç arasında sıkıştırıyor. Bu tarz olayların yaşanmasındaki en büyük etken öfke kontrolünden kaynaklı diye düşünüyorum.
İnsanlar genel olarak bireysel düşünerek yaşamayı tercih eder, birçoğumuzda empati duygusu ve öfke kontrolü zayıf olabilir. Bunun yanı sıra bazıları hatalı olsa dahi kendisini haklı görmeye devam eder bu da tartışmaları veya gergin ortamı daha da kızıştırır. Bu noktadan sonra anlık öfkeyle gerçekleştirilen eylemler hayatınızı ciddi oranda yıpratacak sonuçlar çıkarabilir.
Güncel dönemde Türkiye’de yaşanan şiddet olaylarını göz önünde bulunduracak olursak kimsenin kimseye tahammülü olmadığını açıkça görebiliriz. Sadece trafikte yaşanan tartışmalarla sınırlı olmayan bu konu ülkemizde, “neden baktın?” diyerek bile çıkabilir. Özellikle son zamanlarda birileriyle tartışırken ülkenin genel stresini ve adalet işleyişini göz önünde bulundurmak şarttır. Bireysel silahlanma olmamasına rağmen birçok şahıs günlük hayatta silah, kesici ve öldürücü nesneler taşıyor olabilir. Öfkeyle kalkan zararla oturur derken kastetmek istediğimde hayatınızdan 5-10 dakika götürecek ve sizi strese sokacak tartışmalar için hayatınızı riske atmamanızdır.
Trafikten özellikle söz etmemin neden, gerginliğin ve kendinden emin olma duygusunun en tavanda olduğu yer olmasıdır. Neredeyse her sürücü kendisinin daha iyi olduğunu düşünerek hareket eder. Kurallara uymayanların sayısının da çok fazla olduğunu düşünürsek, tartışma veya kavga çıkması kaçınılmaz bir gerçektir. Yakın zamanda trafikte yaşanan kavgaların önüne geçebilmek için çıkartılan “Trafikte saldırı için aracından inenlerin ehliyetine el konulacak” kuralı olsa bile hala bu tarz olayların yaşandığını hemen her yerde görebiliriz.
Kısacası anlatmak istediğim kavga, tartışma, inat gibi unsurların hem trafikte hem de günlük hayatta hiç kimseye faydası yoktur. Özellikle kimin ne psikolojide olduğunu, üzerinde ne taşıdığını, niyetinin ne olduğunu kestirmenin zor olduğu bu zamanda kendiniz bir yana, sevenlerinizi yalnız bırakma riskini almaya değmez. Gideceğiniz yere 5-10 dakika geç gidin veya ikili diyalogtan kaçınarak hukuki yollara başvurun. Ne insanlığınızdan, ne de kişiliğinizden hiçbir şey kaybetmezsiniz. Kendiniz ve sevdikleriniz için hayat yaşamaya değer.
