Geçtiğimiz günlerde Amerika’da yaşayan bir Türk vatandaşın çektiği video sosyal medyada gündem olmuştu. Videonun içeriğinde Türkiye’den Amerika’ya ithal edilen ürünlerin ekseriyetle kontrol edildiğini vurgulayan adam, bunun sadece bizim ürünlerimizde gerçekleştirildiğini iddia etti. Özellikle incelenen ürünlerin ince detaylarına kadar bakılarak kusurlu bulunanları iade veya imha ettiklerini de ekliyor. Son olarak bu durum nedeniyle bulunduğu iş ortamındaki arkadaşlarından da utandığını söyleyen adamın isyanı bu aralar gündemde.
Bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde konuyla alakalı birkaç örnek daha aklıma geldi. Yine bir sosyal medya kullanıcısının restoran açmaya karar verdiği bir dönemle ilgili okuduğum yazıdan örnek vereceğim. Kendi halinde bir işletme kurmak isteyen bu adam dükkanı açtığından itibaren markası belirsiz kamyonlarda; Et, yağ, süt, ayran, tavuk, kaşar vb. aklınıza ne geliyorsa en ucuz yollardan satmaya çalıştıklarını yazmış. Bir beyana göre buna ikna olmanın yanlış olacağı apaçık ortada fakat bizler de güncel olarak bu sıkıntıları yaşıyor ve görüyoruz. Özellikle son dönemlerde artan hijyen sorunları, yemeklere eklenen farklı ürünlerin ispatlanması da buna büyük bir örnektir.
Maalesef üretimden tüketime her şeyin kolayını aradığımız bir Türkiye’de yaşıyoruz. Her sistemin bir açığını arıyor, ucuz alıp pahalı satmanın derdine düşüyoruz. Çoğu yerli ve yabancı markanın ürettiği ürünün arkasında durmadığı, maliyeti düşürüp fiyat artırdığı ve kusurlu ürünleri gizlemenin yollarını aradığı bu dönemde girişte bahsettiğimiz olayı anlamak zor değil. Bizzat geçenlerde eve aldığım bir dolabın tüm kapaklarının kırık gelmesinden ötürü bende bu konuya hak veriyorum. Üreticinin paketleme şekli, kargocunun taşıma anlayışı gibi unsurlara bağlı olsa da sonuç olarak birileri işini doğru yapmıyor.
Kendi içimizdeki sorunlar bir yana yurtdışına sattığımız ürünlerde sürekli olarak böyle olması ülke imajı açısından çok riskli bir durum. Ekonomik olarak zor dönemlerden geçtiğimizi de göz önünde bulunduracak olursak bu imajı yaratmak ne üreticiye ne tüketiciye ne de vatandaşa faydalı olmaz. Bu tarz durumların en hızlı şekilde önüne geçmek ve bu imajı düzeltmek için ciddi adımlar atılmalı. Örneğin Türkiye’den yurtdışına satılacak olan ürünlerin sınırlarımızdan çıkmadan denetlenmesi gerçekleştirilebilir. Hem belli bir kesime istihdam sağlar hem de ülke imajını korur diye düşünüyorum.
Bugün aldığımız en ucuzdan en pahalıya her ürünü kontrol etmeliyiz. Yerli veya yabancı ayırt etmeden az veya çok verdiğimiz paranın hakkını korumalıyız. Aynı şekilde mal veya hizmeti üreten firmalarda kazandığı paranın hakkını vermeli ve müşterisini memnun etmelidir. Yurtiçinde ve yurtdışında oluşturulan bu kötü imajın az öncede söylediğim gibi kimseye bir faydası olmayacaktır.
Saygılarımla.
