Bugünlerde aklıma takılan bir konu hakkında konuşmak istiyorum. Türkiye’de yaşayan birçok insanın fırsatçılık ve uyanıklığı sevdiğini düşünüyorum. Hatta bu fırsatçılık seviyesi o kadar fazla ki, farklı uluslardan Türkiye’ye yaşamaya gelen insanlarda bu düzene ayak uyduruyor. Aklınıza gelebilecek her durumu kolaylaştırmak için her yolu deniyor, bir nevi düzene meydan okuyoruz. Ya da yurtdışına çıktığımız zamanlarda da düzene uymak yerine sistemin açıklarını arıyoruz.
İlk olarak yurtdışında ikamet eden vatandaşlardan bazıları çeşitli paylaşımlar yoluyla yaptığı uyanıklıkları duyuruyorlar. Bunu da utanmadan yapıyorlar. Mesela yakın zamanda karşılaştığım bir videoda Amerika da yasak olan bir yere park etmek için daha önce yediği bir cezayı kendi aracının camına bırakıp gidiyor, polis görürse zaten ceza yazılmış diyerek yazmıyormuş. Buna fırsatçılık, uyanıklık ne dersiniz bilmiyorum ama birçok şey söylenebilir. Bu ve benzeri davranışların hem ülkemizde hem farklı ülkelerde yapılması bizim ulusumuz hakkında olumsuz düşüncelerin artmasına büyük etki ediyor. Yine bazı Avrupa ülkelerinde otobüs veya tren biletlerinin alındıktan sonra kontrol edilmediğini bilen vatandaşlarımızın birçoğu, anlayacağınız üzere biletsiz seyahat ettiğini utanmadan yayımlıyor. Bunun gibi birçok yurtdışı örneği verilebilir ama konumuz bununla sınırlı değil. Keşke olsa.
Kendi ülkemizdeki örneklerin tamamını vermek istesek sayfalarca yazmak gerekir. Ben sadece bariz olanlarına değinerek nelerden rahatsız olduğumu anlatmak istiyorum. Öncelikle taksicilerin taksimetre açmadan fiyat vermesi ve bulunduğu yere yabancı olan insanları dolandırmaya çalışması. Önü arkası gelmeyen bu sorun yıllardır ülkenin zaten gündeminde olmasına rağmen, çözümü için atılan adımların yetersizliği de gözler önünde. Ya da sigorta şirketlerinden para almak için araçlarına kasıtlı hasar verenler, trafikte kaynak yaparak insan hayatını tehlikeye atanlar, en basit kurumda bile tanıdıklar aracılığıyla işlerini halledenler.. Saymakla bitmez.
Düzene ve kurallara uymak, insanların hakkını yemeden yaşamak hayatınızda hiçbir şeyi kaybettirmez. Hatta toplum olarak ciddi oranda iyileşmeye yardımcı olur. Verdiğim örnekler basit görünebilir ama hem etik ve ahlak anlayışına hem de ulusumuzun adına verdiği zararın boyutunun çok büyük olduğunu unutmamalıyız. Sıra beklememek, eve beş dakika erken gitmek ya da bir toplu taşımaya para ödememek için başkalarının hakkına girmenin hiçbir doğru yanı yoktur. Veya trafikte kaynak yaparak sizinle hiçbir ilişkisi olmayan insanların vaktini çalmak ve hayatını riske atmakta zaten yasal olarak suçtur.
Dünyanın birçok yerinde bu tarz davranışlara katı kurallar uygulandığını biliyoruz. Gurbetçi tabiriyle andığımız Türk vatandaşları da kendi ülkesinde bu tür fırsatçılık, uyanıklık ve hak yeme işlerine bulaşmaktan zaten çekiniyorlar. Yaptırımların ne denli ağır olduğunu bildikleri için bilhassa yapamıyorlar. Ama ne hikmettir ki kendi vatanlarına döndüğü zaman akla gelebilecek tüm kural dışı davranışları çekinmeden sergiliyorlar. İşte bu gibi durumlardan dolayı fırsatçılara, dolandırıcılara, kurallara uymadan yaşayanlara ciddi yaptırımlar uygulanması gerektiğine inanıyorum. Umarım zamanla toplum olarak bu davranışlardan arınmayı başarırız.
