Ülke olarak çok ciddi gündemlerin ortasında kalmış durumdayız. Sadece üç tarafımız denizlerle değil, dört tarafımız dertlerle kaplanmış vaziyette. Geçtiğimiz beş yıl içerisinde birçok felaket atlattık ve her gün bir yenisi ekleniyor. Yaşananların birçoğunun ihmallerden kaynaklanıyor olması da insanları çileden çıkarıyor haliyle.
İnsanlar sadece felaketlerin değil, adaletsiz bir düzenin de kurbanı olduğunu söylüyor, bizler de bunlara şahitlik ediyoruz. Bu kadar sık değişen gündem, adaletsizlik, hayat pahalılığı, refah düşüklüğü ve toplumda işin içinden çıkılacak gibi görünmeyen derinden başlayan bir çürüme. İnsanların fikir olarak ikiye değil, dörde hatta beşe bölündüğü bir düzen. Her kafadan çıkan farklı seslerin oluşturduğu bu iklim de doğal olarak toplumdaki çürümeyi hızlandırıyor. Bu sorun da bize, biz nereye gidiyoruz? Diye sorduruyor.
Nereye gittiğimizden önce, nereden geldiğimizi anlamamız lazım. Türk toplumu eskiden dayanışma içerisinde birbirine sahip çıkan ailelerden ve insanlardan oluşurdu. İlk olarak internetin gelişimi bu yapıya zarar vermiş olsa da, asıl zararı veren durum ülkemize kaçak yollarla girenlerin oluşturduğu tehlikedir. Bulunduğu yerde suçlu olan, kendini geliştirmemiş birçok kaçak yabancı uyruklu kişi bizim topraklarımızda. Bunların hangi milletten olduğunun bir önemi de yok, bu coğrafyaya kaçak yollarla girenlerin bu toplumun güven yapısına zarar verdiğini biliyoruz.
Bunun yanı sıra sosyal medyada gündem olmayan hiçbir suçun hak ettiği cezayı almaması insanların adalete olan güvenini tamamen sıfırlamış durumda. İnsanların aç karnını doyuramadığı dönemde milyonlarca lira vurgun yapanlar, tefeciler, haraç kesenler, adam vuranlar, dolandırıcılar, tacizciler, çeteler.. Saymakla bitmez. Bu saydığım suçların çoğu şu an ülkemizde ciddi yaptırımlarla karşılaşmıyor, bu nedenle yapanların oranı her geçen gün artıyor.
Başka bir örnekte geçtiğimiz yıllarda çalınan kişisel verilerin bugün ‘panel’ adı altında karşımıza çıktığını biliyoruz. Çoğunluk olarak çocuk sayılan bir kitle tarafından kullanılan bu panel aracılığıyla yapılan şantaj, tehdit, manevi değerlere hakaret gibi suçların artışı da toplumdaki çürümenin adeta bir yansımasıdır. En son Bolu’da yaşanan otel yangını faciasının ardından sevdiklerini kaybeden vatandaşlarla dalga geçen bu şahısların, henüz bu yaşta nasıl bu hale geldiğini, nasıl böyle ahlaksız bir duruma düştüklerini de ciddi manada araştırmak gereklidir. İnsanların dürüstlük, adalet ve vicdan arayışı içerisinde olduğu bu dönemde bir şeylerin rayına oturtulması şarttır. Toplumdaki bu çürümeye bu gün karşı çıkmazsak, yarın böyle bir şansımız olmayacaktır.
