Son yıllarda Türkiye’de artan enflasyon, alım gücünün düşmesi, sürekli zamlar, istihdam yetersizliği gibi sıkıntılar boy gösteriyor. Bu gibi sıkıntılarla mücadele edilirken ülkenin ciddi oranda yüksek bir kesimi 17 bin 2 TL ile yani asgari ücretle çalışıyor. Alınan hizmet fiyatları neredeyse her gün artarken asgari ücretin senede bir kere güncelleniyor olması can sıkıcı bir hal almış durumda.
Üreticiler, şirketler, esnaflar ve zincir marketler dolar yükselişine göre zamlar yaparken, dolar düşse bile tabii ki indirim yapmıyor. Bu gidişatın kötü olduğu apaçık ortadayken yeni belirlenecek asgari ücrette doğal olarak dört gözle bekleniyor. Belirlenecek olan ücret hakkında birçok tahmin üretilse de yetkililerden henüz bir ses çıkmadı.
Önümüzde bizi bekleyen sorunsa asgari ücret arttıktan sonra gerçekleşecek olan zamlardır. Özellikle emlak sektöründe ciddi sorunlarımız var ve 2025’te ev ve kira fiyatlarının artmasına da kesin gözle bakılıyor. Bunun yanı sıra yakıt, temel ihtiyaçlar, faturalar, internet hizmetleri ve aklınıza gelebilecek türlü şeylere zam geleceği düşünülüyor.
Bu gibi durumlar göz önüne alındığı zaman insanlar da doğal olarak yüksek bir asgari ücret güncellemesi bekliyor. Açlık sınırının 19-20 bin, yoksulluk sınırının 60 bin ve üzeri rakamlarda gösterilmesi de bunda büyük rol oynuyor. Vatandaşlar nasıl geçineceğini kestiremediği bu dönemlerde asgari ücretten fazla olan ev kiralarını da karşılamak zorunda kalıyorlar.
Ülkemizde ciddi denetim ve piyasa düzenlemeleri yapılmadıkça belirlenen yeni ücretlerin çok bir anlamı kalmıyor. Bu noktada yetkililer tarafından büyük adımlar atılması gerektiğini düşünüyorum. Asgari ücretin yükselmesi bir yana, alım gücünün artırılması ve serbest piyasa açgözlülüğüne bir son verilmesi gerekiyor.
Öyle bir dönemden geçiyoruz ki üreticiler ürünün kalitesini ve miktarını düşürürken, ürünlere zam yapmaya da devam ediyor. İnsanlar yaşamak yerine yetinmek ve geçinmekle meşgul. Her insanın en doğal hakkı olan kaliteli bir yaşamdır. Herkes zengin olmak zorunda değil ama herkes kazandığı ücretle yaşayabilmelidir.
İşin özüne gelecek olursak aldığımız maaşlardan önce ülkedeki piyasalar dengelenmeli, önemli düzenlemeler yapılmalıdır. Refah seviyesinin ve alım gücünün aşırı düşük olduğu bu zamanlarda kontrolsüzlük en büyük eksiklerden birisidir. Bazı sektörlerde serbest piyasanın ve açgözlülüğün önüne geçilirse birçok konuda ileriye gideceğimize inanıyorum.
