Vaktin kıymetini anlamak için geçirdiğimiz zamanın verimli olup olmaması çok önemlidir. Eğer vaktinizi dolu dolu geçirmiyorsanız muhtemelen kaybettiğiniz o zamanı geri getiremediğiniz gibi, sıkça pişmanlık duyabilirsiniz. İnsanlar geçmişten bugüne bize verilmiş ve sonu belli olmayan bu zamanı verimli kullanmanın yollarını arıyor. Kişisel gelişim, toplumsal gelişim, teknoloji, eğlence ve akla gelebilecek bir sürü durum için ayrılması gereken bir zamana ihtiyaç duyuyor.
Örneğin büyürken hepimizin aklından geçen bir şeyden bahsetmek istiyorum. Hemen herkesin 18 yaşını doldurmadan önce kurduğu cümlelerden birisi, “keşke biran önce büyüsem” şeklindedir. Halbuki bu yaşın resmiyette bir geçerliliği olsa da çocukluktan yetişkinliğe her anımızın ayrı bir özelliği olduğunu ve büyümekten ziyade büyürken kendimize neler kattığımızın önemli olduğunu anlamalıyız. Aksi takdirde geçen zamana üzülmekten fazla ileriye gidemeyiz.
İnsan doğduktan sonra ailesi eşliğinde aldığı eğitimlerle hayata başlıyor olabilir. Fakat anaokulundan üniversiteye kadar birçok eğitim alanında öğrenimler görür ve tecrübeler edinir. Bu eğitim ve öğretim hayatının bütünü de kişinin özelliklerinde büyük bir rol oynar. Günümüzdeki teknolojiyle birlikte hemen hemen istenilen her bilgiye ulaşmanın aşırı kolaylaşması nedeniyle bu eğitimlerden ziyade kişinin kişisel gelişimi ön plana çıkıyor. Çünkü edindiğimiz bilgiler ortak, çıkardığımız dersler farklıdır.
Türkiye’de bir ortalama yaşam süresinin 77 küsur yıl olduğunu düşünürsek aslında kendimize, çevremize bir şeyler katmak, yaşamın içinde olmak ve eğlenmek için çok vaktimiz varmış gibi görünebilir. Halbuki durum hiçte böyle değildir. Şahsen 18 yaşıma gelene kadar zaman çok yavaş geçmiş olsa da şu anki yaşım olan 25’e göz açıp kapayınca gelmiş gibi hissediyorum. Bu sebepten ötürü yaşamın ne getireceği bilinmese de kişinin elindeki bu vakti verimli kullanması ve hem fiziksel hem de zihinsel rahatlığa erişmesi bana göre elzem bir durumdur. Çok uzun soluklu gibi görünen bu yaşamın içerisindeki koşturmacayı bir kenarı bırakıp yaşadığınızı anlamak için elinize fırsatlar geçerse bunları değerlendirmekten kaçınmayın.
Kendimizden önceki nesillerden birçok büyüğümüzle iç içe yaşama, tecrübelerinden yararlanma ve sohbet etme imkanımız varken bunları değerlendirebiliriz. Güzel tecrübeler edinmek hoş olsa bile, acı tecrübelerin hepsini deneyimlemek zorunda değiliz. Zamanın kullanımında kendimize rehber belirleyebileceğimiz, başkalarının hatalarından ders çıkarabileceğimiz kişilerden alabileceğimiz tavsiyeler hayat kurtarır nitelikte olabilir. Tamamıyla teknolojiye kapanarak yaşamaktansa hayatın içinde kendimize bir yer edinmeye çalışabiliriz.
Unutmayın ki zaman akıp gidiyor.
