Hayal bu ya, kursan bir türlü, kurmasan öbür türlü. Hayallerimiz olmasa hayata tutunmakta zorlanırız. Hindular gibi olmasa da kısa ve orta vadeli hayallerimiz bizleri idare etmektedir.
Bilenler bilir. Hintliler, koskoca iki milyara yaklaşan nüfusuyla dini, kültürel ve sosyal yapıları olan kast sistemiyle yerkürede hayattan şikâyet etmeden yaşamaya devam eden bir toplum. En düşük kasttan yani toplumsal sınıftan kurtulmak ve bir üst sınıfa geçmek gibi bir imkan olmadığından reenkarnasyon denilen hayali bir dini inanç üretip ikinci hayatlarında iyi bir kastta dünyaya gelebileceklerine inanan bir toplum.
Hintlilerin hayalleri gibi değil benim hayallerim. Önceliğim yapmamız gerekenlerin ilk etapta bu dünyayı ilgilendiriyorken aynı zamanda alt başlıklarında ve içeriğinde ahiret hayatına dair sonuçları olduğuna inanıyorum. Yani bir iş yapıyorsun, iki dünyalık sonuçları oluyor dersek daha da anlaşılabilir olurum diyelim. Dürüst bir ticaret erbabı gibi.
-Hayalim, evliliğin, hayatın, ailenin, çocuk sahibi olmanın ve hayatı ilgilendiren her şeyin olabildiğince farkında olan gençlerin evlenip aile yuvasını kurmalarıyla başlıyor.
-Ardından kendilerini beraberce yetiştiren eşlerin bilinçli evlatlar dünyaya getirdiklerini ve onların her yaştaki gelişimlerine dikkat ederek hayata bir üst kademeden başlamalarını sağladıklarını hayal ediyorum.
-Eşlerin hayatın anlamını sorgulayıp olabildiğince anladıklarını, varlık sebeplerinin ne olduğu konusunda emin bir bilgi ile donandıklarını ve sorumluluklarının farkına vararak hayatı yaşadıklarını hayal ediyorum.
-İnsanın, dünya hayatının ve ölüm sonrası alemin anlamlarını, içeriklerini, gerekliliklerini çözerek Kutsal kitabımızın Mülk Suresinin 2. Ayeti mucibince iyilerden olarak safını belirlediklerini hayal ediyorum.
-Yaratıcımızın en büyük ve öncelikli ödevlerinin başında gelen ahlakilik konusunu karakteri yapmış, bütün söz ve davranışını ahlakilik ilkelerine göre dizayn etmiş kişilikli bir Müslüman hayal ediyorum.
-Her konuda ‘’Emrolunduğun gibi dosdoğru ol’’ ayeti mucibince hayatını doğruluk temeline oturtmuş ve bu sayede nadide bir mücevhere dönüşmüş imrenilesi bir Müslüman hayal ediyorum.
-Nefsinin, diğer nefislerin ve şeytanların her türlü oyunlarına karşı duruşundan zerre kadar taviz vermeyen bir Müslüman hayal ediyorum.
-İnsanlığın tamamına örnek olabilecek bir vicdana, bütün mazlumları ve garipleri aynı derecede görüp elinden gelenin en iyisini yapan bir merhamet abidesine dönen bir Müslüman hayal ediyorum.
-Her konuda haddini bilen, yaratıcı ile ilişkisini Allah’ın izin verdiği bir çizgide yürüten bir Müslüman hayal ediyorum.
-Hakkı, hukuku, adaleti, eşitliği, ehliyeti, sorumluluğu her şartta tavizsiz bir şekilde koruyup kollayan ve uygulama konusunda tereddüt göstermeyen bir Müslüman hayal ediyorum.
-Yeryüzündeki gariplerin, yoksulların, insani ihtiyaçlardan yoksun olanların bekledikleri insan olan bir Müslüman hayal ediyorum.
-Din anlayışını Allah’ın emir ve yasakları çerçevesine oturtan, dindarlığını herhangi bir menfaatte kullanmayan örnek bir Müslüman hayal ediyorum.
-Her türlü dincilikten, sahte dindarlıktan, dini darlıktan, bağnazlıktan, Allah’tan rol çalan radikal rol hırsızlarından korunan ve onlarla hiçbir şekilde aynı safta olmayan bir Müslüman hayal ediyorum.
Bu listeyi biraz daha uzatabilirim. Ama sanırım bir çerçeve anlayışı belirlemiş bulunuyorum. Hayallerimin aksine toplumda Müslüman imajı iç ve dış etkenlerle şiddetle güven kaybetmeye devam ediyor.
Bilinçli dindarların bu tehlikeye karşı sonuç alınabilecek birtakım çalışmalar yapma zorunluluğu hasıl olmuştur.
Yoksa bu iş hızla uçuruma doğru yol alan bir araca benzemektedir. Her birimiz kendi dar etki alanımızda kendi rönesansımızı başlatıp mücadelemizi sürdürmeliyiz.
Gidişatımız hiç de sağlıklı değildir değerli okurlarım.
Rabbimizden Hayırlı uyanıklılıklar diliyorum.