Aslında bir şey olmadı. Her meşru alanda onu arzu edenleri bekliyor.
Doğru soru galiba şu: İnsanlık neden helal kazançtan uzaklaşıyor?
Bu soruya cevap vermeden önce Helal kazanç ilkesinin tanımını aktarayım.
Diyanet İşleri Başkanlığımızın 23 Eylül 2022 Cuma günkü hutbesinde tarif edilen paragrafı aktarayım.
&&‘’Helal kazanç;’’ el emeği ve göz nuruyla elde edilen nimetin “en hayırlı lokma” olduğunu idrak etmektir. Ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yapmak, söz ve davranışlarda dürüst davranmaktır.
&&’’Helal kazanç,’’ işinin hakkını vermek, işçinin hakkını alın teri kurumadan ödemektir. Kul ve kamu hakkına riayet ederek kazancı ve ömrü bereketlendirmektir.
&&‘'Helal kazanç,’’ maddi yönden yükselirken, manevi olarak tükenmemektir. Hırs ve tamahın esiri olmamak, boynunda hiçbir kulun vebalini taşımamaktır.
&&’’Helal kazanç,’’ yalan, hile ve aldatmadan kaçınmak, haram lokmayı, mideyi yakıp kavuran bir kor gibi görmektir.
Bu kadar tarif yeter sanırım. Bu hutbeyi ve cümleleri her hafta Cuma Namazına giden her bir Müslüman dinledi. Anladı mı bilmem ama kulağına o mikrofondan yayılan güçlü ses girdi.
Ama güzelim ülkemizde ve İslam dünyasının büyük bölümünde bilhassa son yıllarda helal kazanç ilkesi dini, ahlaki ve insani bir ilke olmaktan uzaklaştırılmaya başlandı.
Yani bazı hedefler için engel olarak kabul edilmeye başlandı. Elde edebilme imkânı doğan her şeyin hak olduğu yaygın bir kanaate dönüşmüş bulunmaktadır.
Emeğe dayalı işlerde gerekli enerji harcamanın aptallık, akılsızlık ve iş bilmezlik olarak algılanması, o kişiye beceriksiz diyerek hakaret edilmesi günlük gevezeliklerden birisi oldu.
Üretime dayalı ticaretlerde ya hammaddeye yasaklı maddeler katarak üretim adedini veya hacmini çoğaltarak kazancını katlamak da uyanıklık olarak iş dünyasında yayılmakta.
Paket sütlerde bile su çıkması, siyah zeytinleri kimyasal maddelerle erken olgunlaştırma, Kimyasal maddelerle gıda maddelerinin raf ömrünü uzatarak riski azaltma çalışmalarına giydirilmeyen sahte kılıf kalmadı. Etteki hilekarlıklardan bahsetmiyorum bile.
En son duyduğum olaysa düğünlerde sahte altınların takılıyor olmasıdır. Nerelere geldik ve gidiyoruz ya rabbi?
Sekiz-on saatlik mesaisinde ne kadar çalışmadan zaman geçirebilirim çabası içinde olanların bereketsiz ve şükürsüzlükleri dillere destan bir manzara.
Eğitim alanında kopyaların, başkalarının düşünce ürünlerini izinsiz ve kendi üretimiymiş gibi kullanmanın neslimizi fikirsiz bir insana dönüştürdüğünü anlamamak mümkün değil.
Ailelerin çocukları için hayal ettikleri geleceğin temelinde kolay ve çok para kazanan meslekler ve iş yerleri olması insanlarımızın ne durumda olduklarının en belirgin işaretlerinden birisidir.
Makamlara uygun olmayanların yaptığı mücadele sonucunda isteklerini elde etmeleri hangi hakikatin ihlaline sebep olmuş oluyor acaba?
İşveren olup iş gücü istihdam etme durumuna gelenlerin içerisinde işçisinin hakkını verme ve de zamanında verme ahlakiliği ciddi manada zarar görmüş durumdadır. İşçisine az para vererek zengin olma planları yapanlar sadece bu konuda haram işlere bulaşmıyorlar. Vergi kaçırmaktan, güvensiz ürün üretmeye kadar birçok konuda helal alandan uzaklaşmış oluyorlar.
Bu ve benzeri haramzade tavırların ana tetikleyici duygusu hırstır. Besleyen duygu kanaatsızlıktır. En gizli tetikleyici duygu ya da gizli bir inanç da ölümsüzlüktür.
Daha üst boyuttaki ilke ise ahiret inancının olmaması ya da zayıf olması kişinin yaptığının yanına kalacağı düşüncesiyle buluşturuyor insanı.
İnsan bunların hepsiyle açık ya da buluştuktan ve kabul ettikten sonra o insanın hayatında helal kavramı açık ya da gizli kalkmış olacaktır. Bu insanın tek ilkesi her şartta kazanç elde etmek, maddi olarak büyümek, güç sahibi olmak, makamları elde edip kullanmak olmaktadır.
Bu tuzak duygulardan kurtulmanın yolu ise unuttuğumuz ya da kullanmadığımız insani, ahlaki ve dini ilkelerimizi işlevsel hale getirmektir.
“Allah’ın size verdiği helal ve temiz rızıklardan yiyin ve iman etmiş olduğunuz Allah’ın yasaklarından sakının.” (Mâide, 5/88)
Bir hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Dürüst ve güvenilir tüccar, peygamberler, sıddîklar ve şehitlerle beraberdir.” Tirmizî, Büyû’, 4.
Rabbimizden hayırlı uyanıklıklar dileyerek yaşayalım.
Hoşça kalınız.