İleri gazetesinde bu köşede haftada bir gün yazdığım makale sayısı iki yüzü geçmiş bulunmaktadır. İlk yazımdan beri günlük siyaset ve şahıslar üzerinden oluşan yazılar yazmıyorum.
Genel ahlak ve dinin sosyal ve psikolojik yönlerinden yola çıkarak vatanımızda hayatımız ve insanlarımızla ilgili olumsuzlukları dile getirmeye çalışıyorum.
Tespit ettiğim her problem için de şahsıma ait çözüm yollarını da yazdım. Aksi takdirde eleştirilerim ve tespitlerim kişisel ve yetersiz olacaktır.
Yazıların temelinde böyle bir içgüdü var. Bazı okuyucularımın tespitiyle umutsuzluk kokan cümleler yoğunlukta görünüyormuş. Haklılar.
Böyle bir bakış açısından dolayı da bu makaleyi yazma ihtiyacı hissettim. Gerçekten umutsuz muyum?
Bu konudaki fikirlerimi şu anki fikirlerim olarak aktarabilirim.
Evet, dünya ve ülkemiz çok hızla istenmeyen ya da kontrol dışı bir hızla bir yerlere gidiyor. Gittiği yolu bilemediğimden ya da kötü bir gidişat emareleri taşıdığından endişeliyim, korkuyorum.
Toplumu aydınlatma ve bilgilendirme işi yaptığım için de fikirlerim şahsilikten öte toplumsal bir temele de dayanıyor.
En büyük şikâyetim insanlığın ahlakilikten hızla uzaklaşıyor olmasıdır. Ahlak tuz gibidir. İnsanı ve insanlığı hatta dünyamızı da bir şekilde korur. Tuzun bozulduğu zamanları yaşıyoruz. Yani gıdaları koruyacak en önemli madde kendini koruyamaz duruma gelmiş.
Ahlak da insanı ve insanlığı korur. Ahlak terkedildiğinde insanı koruyacak hiçbir güç oluşturulamaz.
Bazı okurlarımın aklına ahlak yerine din faktörü gelir. Dinimizin de temeli Ahlakilik olduğundan ahlakiliği terk eden insanın dini ahlaksız bir din haline gelir.
Ahlaki ilkelerini kaybeden insanların ve ülkenin bu boşluğu dolduracak başka bir güç bulması mümkün değildir.
Şu ana her iş sektöründe ahlakilik ilkesi terkedilmiş durumdadır. Bu ilke insana utanma duygusu verirdi. Artık utanmayı da terk eden insanları ve toplumsal hareketleri sıkça görmekteyiz.
Bu ve benzeri tabloların genelleştiği zaman diliminde mutluluk ve huzur için umutlu olmak iyice zorlaşmaya başladı.
Yok olmaz dediğimiz işlerin olduğunu görmek artık maalesef zor değil.
Dini hayatların bölünmüşlüğü ve hurafe üreten sektörlere dönüşmüş olması ahlakilikten ne kadar uzak olduklarının en büyük belgesidir. Allah’a akıl veren, Allah’ın dinini Allah’a rağmen dizayn eden hiçbir şekilde Allah’tan korkmayanlar hızla çoğalmaya başladı.
&&Bütün bu problemlerin çözümü ahlaklı insanların varlığını sürdürmeleri, her şeye rağmen ahlakilikten taviz vermeye insanların ve idare ettikleri kurumların varlığıdır.
&&İyilik cephesini ve nöbet yerlerini her türlü menfaate ve tehdide hatta aşağılamalara karşı zerre taviz vermeyen insanların varlıkları en büyük umudumdur.
&&Her türlü toplumsal propagandaya rağmen insan olmayı sevdiğinden ve onun onurunu ön planda tuttuğundan dolayı iyi kalmaya ahdetmiş insanların varlığı ümidimdir.
&&Her türlü haksızlığa rağmen, her türlü ahlaksızlığa rağmen, her türlü menfaat vaadine rağmen hiçbirine tenezzül etmeyecek kadar omurgalı insanlar benim ümidimdir.
&&Allah’ın rahmeti bu insanlar ve iyilikler için devrede olacağına inandığım için ümitliyim.
Çünkü Allah kendi rahmetinden ümit kesilemeyeceğini bize Kuran’da bildiriyor.
Değerli okurlarım, sanırım meramım anlaşılmıştır.
Her birimize ahlaklı yarınlar diliyorum, istiyorum. Bunun için Rabbime dua ediyorum.
Allah’a emanet olunuz.