On bir ay nasıl yaşamışsak tabi ki öyle yaşamamalıyız. Zaten Ramazan ayının özellikleri böyle bir yaşama kişisel de sosyolojik olarak da müsaade etmez.
Ramazan ayı içerisindeki dini aktiviteleri ve ibadetleri düşünecek olursak bizlere özel bir zaman dilimi hazırladıkları aşikardır. Bu durumu ayrıntılarıyla anlatmaya çalışayım.
Ramazan ayının bireysel olarak insandan beklediklerini şöylece aktarayım.
İlk etap insanın Ramazan ayının on bir ayın sultanı olduğuna inanmasıdır. Bu ayda yapılması gerekenleri sultana yakışır bir şekilde ve içerikte olması gerektiğine kalben inanmalıdır.
İlk icraatına Oruç tutarak başlamalıdır. Oruca engel bir hastalık ya da başka bir arıza yoksa oruç ibadetiyle arasını açık tutmamalıdır. Usulüne uygun şekilde orucunu tutmalıdır.
Usul deyince ona da biraz değinelim. Oruç, kişinin Allah için İmsak ’tan İftara kadar yeme içme gibi dünyevi işlerden uzak durması gerekir. Bunu da sızlanmadan, bıkkınlık duygusundan uzak ve sadece Allah’ın rızasını kazanmak için yapması gerekir.
İftar ve sahur sofralarında israftan uzak durması şarttır. Sofralarını eş, dost, akraba, arkadaş ve akrabalarla paylaşarak evini ve gönlünü zenginleştirmelidir.
Bu ayda kimsesizleri, fakirleri, yetimleri, öksüzleri, dulları ve ihtiyaç sahipleri için de bir şeyler yapmak gerekir. Yalnız mutlu olunmaz. İslam ve insan vicdanı bencilliği asla kabul etmez.
Aile büyükleri, komşular, akrabalar, hayatımızdaki hatırlı kişiler bir şekilde ziyaret edilmeli ya da aranmalıdır. Ben olmaktan öte biz olmak için kalpten çabalar sergilemek bu ayın şanındandır.
Ramazan ayında çocuklar içinde hatırda kalan işler yapmak da boynumuzun borcudur. Onları oruca hazırlamak için iftar ve sahur sofralarının heyecanını hissettirmek hatırlı bir davranış olacaktır. Çocuklar kesinlikle bayram hediyesi almalıdır. Hediyeler anlamlı, kalıcı ve Ramazan ayına ait birtakım içerikler barındırmalıdır.
Ramazan ayının Kuran ayı olduğu bilinciyle 114 sureden ve 6236 ayetten oluşan Kuran’daki mesajları anlamaya çalışmak gerekir. Kuran’daki insani, ahlaki ve kulluğa ait ilkeleri yeniden gözden geçirmek gerekir. Bu çalışma asla ihmal edilmemelidir.
Bir başka mevzu bedenin oruçla arındırılmasının yanında ruhumuzun ve huyumuzun da günahlardan ve hatalardan arındırılması gerekmektedir. Ramazan ayı bu gibi temizlikler için de bir fırsat ayıdır.
Kulluğumuzdaki eksiklikleri, zayıflıkları, hatalı yönleri tespit edip daha iyisini yapabilmek için irademizin güçlü olduğu bir ay olduğunu unutmadan kararlılık göstermek gerekir.
Zekât, Fitre ve Sadakalarımız için en uygun kişileri bulma çalışmalarımızı önceden yapalım. Zamanı geldiğinde nazik bir şekilde mali ibadetlerimizi yapalım. Verdiğimiz kişilere almaları için rica edelim ve de teşekkür edelim. Çünkü onlar sayesinde mali ibadetlerimizi yapabilmiş oluyoruz.
Ramazan ayının milletimize ait kültürel hallerini de hesaba katmalıdır. Kültürel davranışlarımız bizim öz kültürümüzün bir parçasıdır. Evlerimizde Ramazan ayını hatırlatan birtakım alametler olmalıdır.
Bayram için evimizin farklı havaları olmalıdır. Ziyaret edilecek büyüklerimizin listesini yapmalıyız. Bayram havasına arefe gününden girmek gerekir. Her gün hissederek yaşanmalıdır. Etrafımıza da hissettirmeliyiz.
Evet değerli okurlarım, işte bir Ramazan ayının daha ayak sesleri kapılarımızın önünde, kalplerimizin kenarına gelmiş görünmektedir. Yani kapımızı çaldığında nezaket ve zarafetle evimize ve gönlümüze alalım.
Onu şanına göre incitmeden ağırlayalım. Bayram geldiğinde de onu bir sonraki zamanında tekrar görmek üzere uğurlayalım.
Güzel bir Ramazan ayı yaşamanız dileğiyle Allah’a emanet olunuz.