Bugün neredeyse tüm dünyada sorun olan bir durumdan bahsetmek istiyorum. Geçmiş nesillerin gençler hakkındaki ön yargısı ve kolaya kaçtığını düşünmelerinden.
Teknolojinin son 20 yılda inanılmaz bir gelişim gösterdiğine hepimiz şahit olduk. Teknolojinin gelişim hızı neredeyse her yıl ikiye katlanarak büyüyor. Bu büyümeyle beraber birçok iş kolu ortaya çıksa bile yine aynı şekilde bazı sektörlerde istihdamı azaltmaya teşvik ediyor.
Yine bu ortamın oluşmasıyla açığa çıkan ‘kolay para’ kafasıyla birçok gencin internet üzerinden para kazanma isteği ortaya çıktı. Sanal kumar, coin borsası, yayıncı ve fenomen olma arzusu, internet tabanlı işler gibi birçok değişkenle karşı karşıya kalıyorlar. Yeni nesilin bu meslek kolları veya kötü alışkanlıklarla kolay para kazanmak istemesindeki en büyük sebepse dünyayla ciddi manada artış gösteren etkileşimleridir.
Mevcut ekonomik durumu göz önünde bulunduracak olursak Türkiye’de alım gücü Avrupa ülkelerine göre ciddi manada düşük durumda. Yurt dışında daha gençlik çağına geçmeden son model araba ve teknolojik aletlere sahip olan sayısız gencin hayatını görüyor olmak, onlarla sosyal medyada etkileşim kurmak, bu yollara teşvikte en büyük rolü üstleniyor. Çünkü bugün Türkiye’de yaşayan bir gencin veya ailenin ortalama bir maaşla alabileceği sıfır araç neredeyse yok. İkinci el kendisiyle yaşıt bir arabaya binmek için bile aylarca hiç para harcamaması gerekiyor.
Bu anlattıklarımdan yola çıkarak bu nesilde kolay para arzusu bulunması kaçınılmaz bir durum oluyor. Bugün internet aleminde varlıklı olsun olmasın birçok insanın elindekiyle gösteriş yaptığını da biliyoruz. Gösteriş için yaşayan, her anını kaydedip paylaşan, bunu yaptığı içinde anın tadını çıkarmayan sürüyle insan mevcut. Gençlerin teknoloji düşkünlüğünü de hesaba katarak bunları görüp moral düşüşü yaşamaları çok normal.
Bugün ebeveynlerin yeni nesilde en çok kızdıkları şey bu teknoloji düşkünlüğü ve kolay yollar aramalarıdır. Bu noktada onlara hak veriyorum. Kolaya kaçmak, tembellik yapmak hangi çağda yaşarsanız yaşayın kötü bir durum. Fakat teknolojiyle iç içe yaşamdan rahatsız olmanın çok bir manası yok. Çünkü yeni dünya teknoloji üzerine kurulu ve bu nesil buna maruz kalarak büyüyor. Teknolojiye adaptasyon sağlayamayan eski nesilin bunu dert etmesi de çok normal.
Bu saydığımız olguların toplamından kaynaklanarak ortaya çıkan kolaycılık ve depresyon durumlarının önüne geçmek için ülkemizde çok köklü değişimlere ihtiyaç var. Gençlerin sosyal medya mecralarında görüp özendiği stressiz, refah içinde, alım gücü yüksek ve eğlenceli bir hayat yaşamaya hakkı var. Sadece gençlerin değil herkesin var. O sebepten tek sorunun kuşak olmadığını anlamalı, mevcut düzende kaybolmaya yüz tutan gençlerimize destek olarak sahip çıkmalıyız. Çünkü çağa adapte olmanın önemi ciddi manada yüksek.
Umarım yeni gelen bu nesil Türkiye’de çok güzel işler yapar.
