Artık apaçık ortada olan bir gerçek var. Dünya teknolojik anlamda her geçen yıl iki kat daha gelişiyor. Bu gelişime rağmen özellikle ülkemizde teknolojiye ulaşmakta zorluklar çekiyoruz.
Türkiye’de öncelikle öğrencilerin yaşadığı temel sıkıntılardan birisi teknolojiye erişimin zorluğudur. Okullar ve üniversitelerde verilen uygulamalı eğitimlerin birçoğu sadece ders saatlerinde kısıtlı bir alanda kullanılabiliyor. Teknolojiyle adapte olmuş bölümlerin çok fazla olduğunu da hesaba katınca bu erişim sorunu giderek can sıkıcı bir hale geliyor.
Kendimden örnek verecek olursam üniversitede proje ödevlerinde bu konularda çok zorlandım. Ev kirası, gıda, su, elektrik öderken bir de ihtiyaç olan teknolojik ürünlere para vermek neredeyse imkansızdı. Proje kapsamında yapılacak çalışmalarımızın birçoğu da kamera, mikrofon vb. araçlardı. Tabi az önce söylediğim gibi okuduğunuz yerde varsa bunları kullanabiliyorsunuz fakat sıra veya zaman sınırı bulunuyor. Bu da kendinizi o araçla geliştirme isteğiniz için yeterli bir uygulama değil.
Çeşitli üniversitelerin teknolojiye ayırdığı ve öğrencilere verdiği değer yüksek olduğu için bu sorunları yaşamıyor olabilir. Ama genele göre yorumladığınızda bu bir sorun.
Burada tek suçlu eğitim gördüğümüz kurum mu?
Asla değil.
Yaşadığımız ekonomik bunalım en başta geliyor. Özellikle teknolojik ürünlerin geneli yurtdışına bağımlı olarak ilerlediği için vergi duvarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Örneğin 900 dolarlık bir ürün yaklaşık 34 bin Türk Lirası ediyor. Fakat ülkemizde vergilerle birlikte bu ürünü alırsanız yaklaşık 50-60 bin Türk Lirası ödemek zorunda kalıyorsunuz.
Ama daha önce öğrenciler için vergisiz alma fırsatı verildi diyenler olabilir. Ama 9 bin 500 TL altı ürünlerde geçerli olduğunu bilmiyor da olabilirler. Bu fiyat bandında alınabilecek teknolojik aletler günlük kullanımda bile sorunlar çıkartır. Sorunlar bir yana bu fiyatta laptoplar ‘FULL HD’ özelliğine bile sahip değildi.
Şimdi burada anlatmak istediğim şey bu ürünlere dünyanın birçok noktasında kolayca erişilebilirken, bizler neden bu kadar zorlanıyoruz.
Türk vatandaşı ve gençlerine bunları layık görmediğimiz için mi?
Başka bir yolunu olmadığı için mi?
Bunların cevabını bizim vermemiz mümkün değil. Fakat dünyada bize nispeten kolay erişen milyonlarca insan yaşıyor. Ünlü telefon markalarını ucuza almak için farklı ülkelerde hem tatil yapıp hem telefon alan insanları da sizler zaten biliyorsunuz.
Eğitimini tamamlamak, kendini geliştirmek, eğlenmek veya gezmek için bile aylarca çalışması gereken gençlerin yaşadığı bir ülkede başarılı gençler yetişme ihtimali gittikçe düşer. Yaşadığımız yüzyılda bu gibi sorunlarla mücadele etmek stres ve yorgunluğu da beraberinde getirecektir. Sonuç olarak mutsuzluğun hakim olduğu, gençlerin rutin işlerde kendini çürüttüğü bir ortama sahip olmakta kaçınılmazdır.
Şimdilerde yurtdışı alışverişlerine de kısıtlama geldiğini de düşünecek olursak işimiz bir hayli zor. Umarım yakın zamanda alacağımız ürünlerin fiyatını ve kaç ayda ödeyeceğimizi hesap etmek yerine, hangisinin daha güzel göründüğüyle ilgileniriz.
